Burada, sizin en çok "tuttuğunuz" yazıların listesi var.
Yayın sırasına göre bu aralar | Bugün | Bu hafta | Bu ay | Tüm zamanlar | (2007 yılının en çok tutulan yazıları) yeni
Fotoğraflar kimi zaman çekildiği dönemin ruhunu yansıtırken kimi zamanda bir olayın en etkili belgesi ve simgesi haline gelebiliyor. İşte bu yazıda şimdiye kadar çekilmiş ve simge haline gelmiş en etkili 12 fotoğrafı ve hikayelerini göstermek istiyorum. Lafı fazla uzatmadan birincisiyle başlıyorum.
Timothy H. O’Sullivan – Gettysburg Muharebesi

Ani ölümü dünya genelinde şok yaratan ünlü pop yıldızı Michael Jackson'ı Hafif'te müzik dünyasına getirdiği yeniliklerin yanı sıra sinema ve kısa film tadındaki video çalışmalarını hatırlatarak anmak istiyorum.
Klasikleşmiş şarkıları ve videolarının yanı sıra (Beat It, Bad, Billie Jean, Thriller, Black or White) özel yaşamı ve geçirdiği estetik operasyonlarla da medyanın ilgi odağı olan Jackson, bilindiği gibi kariyerine The Jackson 5 adlı grupla başlamıştır.

Bugün dolabım geldi aklıma ve dolabımda bulunan elbiselerim..
Kuru temizlemeden alıp tozlanmasınlar diye naylonlarıyla dolaba özenle yerleştirdim, orada astığım yerde, öylece duruyorlar şimdi, kilometrelerce uzakta..
Onları görebiliyorum, yuvarlak camdan küreye bakan bir cadı gibi..Ne özel günler, ne özel anlar için almıştım onları.. Görevlerini tamamlamış gibi, hayatıma katkıları bitmiş gibi, benim bedenime göre yapılmış, kenarından köşesinden bir kaç dikişle, uydurulmuş..

Bep le maceramız böyle başladı. Kendisi son derece katı, sert bakışlı, aslını sadece filmlerden tanıdığım, gerçek olduğuna inanılması mümkün olmayan bir kadın..Daha önce kimsenin komşum olması için çabalamamıştım, demek ki hayat bazen hiç yapmayacağı işleri yapmaya zorluyor insanı..
güneş doğar iken yırtar karanlıkları, parçalar göğü.. kanar annelerin içi.. yırtılır ten..
ve hayata gebedir o düş saçlı çocuk.. gül sevgilim, yoksa boşunadır bunca sancı..
sevinç ustasının yanında beş yıl beş gün beş saat huzur dokudum senin için.. bahar ilmeğini atayım yanağına, sen gül..
duada kadın, kadın dua.. zaman zaman su, zaman su su aksın kadına-duaya-kadınsı dualara..
gece uykuda, gün uykuda, hayal uyanık.. sen..
‘hayat denizinde bir gemim var, ben hep ona giderim.. gemi limanından iner derinlere, demirlerimize yeter! kırılsın isterim..

Annesinden gördüğü yöntemle yıkıyordu oda umutlarını ...
Deterjan yoktu aslında ve hatta belkide su bile yoktu kötülükleri silmek için geleceğinden ...
Ama o yinede eline beline kuvvet çabalıyordu işte çocuk aklıyla ...
Haklıydı ve hakkıydıda ...
Belkide kırılırdı yaşamın mikrobu yıkamakla ...
Belkide ....


Nasıl bir yazıdır ki mezar taşıyla ve ölümle başlasın? Bana göre ancak Sylvia Plath'ı anlatan bir yazı mezar taşıyla başlayabilir.

Aslında hayat denilen olgu kısa bir yoldan ibaret değil mi? Doğmak, büyümek, ölmek ya da kimine göre yok olmak...
Sylvia Plath, hayatının sonunu kendi getirmek istedi, eceliyle değil de kendi çizdiği sonla uğurlanmak istedi, belki de eceli o şekildeydi...
27 Ekim 1932, Massachusetts orta sınıf bir ailenin üyesi olarak Alman bir baba ve Amerikalı bir anneden dünyaya geldi. Profesör olan babası Otto Emil Plath 1940 yılında vefat etti. Ölümle belki de ilk olarak bu tarihte tanıştığı düşünülen yazarın ilk şiiri Boston Herald 1940 yılında, sadece sekiz yaşındayken yayınlandı. Anlaşılan 1940 yılı Sylvia Plath için bir dönüm noktası oldu.

Hayatı boyunca ileri derecede manik-depresif bozuklukla baş etmek zorunda kaldı ve belki çoğu zaman da baş edemedi.
Smith College'da okumak için bir burs kazanır ve bu burs ona ünlü yazar Olive Higgins Prouty tarafından verilir. Olive Higginsle bu dönemde dostlukları başlar ve hayatları boyunca yazışmaları devam eder. Sylvia Plath, Smith College'daki yaşantısı boyunca "hem zeki hem de arkadaş canlısı olmak isterim" der ve ikisini de başarır.
Smith College'daki ilk yıllarında bir gazete çıkartır ve bir süre sonra çıkardığı gazetede vermiş olduğu haberlerle güvenilir olmasının yanı sıra aynı zamanda da beğenilir. Yine buradaki ilk yıllarında çok etkileyici şiirler yazar.

Bahçem yeşil
Kelebekler uçuşmakta
Arılar, börtü böcek.
Kuşlar nağme fısıldamakta
Şen şakrak.
Gönlüm suyun şırıltısı gibi
Doğa can, çiçekler renk
Balıklar oyunda
Cıvıl cıvıl, su berrak
Avucum beyaz, beyaz avucumda
Yaz gönlüm yaz…
Avucumda pampak
Avucumda beyaz ıslak…

Çünkü güzel bir güneş beni bekliyor, fark ettim. Bana çok güzel gülümsedi bugün! Beni çağırıyor; gel diyor, sen henüz ısıtmadın gerçekten kendini benimle, artık bir farkıma var, elinin tersiyle itme beni.
Gidiyorum ona!
Gitme zamanı gelmiş de, geçiyor...
Doğa beni çağırıyor şimdi, bana söz verdi, çok mutlu edecek, ruhumu aydınlatacak bundan böyle...
Hoşça kalın ve ya merhaba!