
Bertolucci ilk yönetmenlik denemesini, 1961 yılında tanıştığı Pier Paolo Pasolini’ye ‘Accatone’ (Dilenci-1962) adlı filmin yönetiminde asistanlık yaparak gerçekleştirdi. Bu işten sonra 22 yaşındaki Bertolucci, yönetmen olmaya karar verdi ve üniversite tahsilini yarım bıraktı. Aynı yıl içinde tamamladığı ilk yapıtı, ‘La Commare Secca’ (Sıska Vaftiz Anası-1962) adlı filminde bir fahişenin öldürülmesi olayını anlatan Bertolucci; bu filmi amatör oyuncularla çekti.
Yönetmen, ikinci filmi ‘Prima Della Rivoluzione’ (Devrimden Önce-1963/64) ile eleştirmenlerin ilgi noktası oldu. Bununla beraber kendi çevresinden kurtulmayı başaramayan, orta sınıf bir gencin öyküsü seyirciler tarafından tutulmadı ve Bertolucci parasal sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. Ünlü yönetmen, sinema çalışmalarına bu sebepten ötürü dört yıl ara verdi.
Faşizme karşı 1969-1970 yıllarında çevirdiği iki filmle Bertolucci, İtalyan faşizmini irdelemeye başladı. ‘La Strategia Del Ragno’ (Örümceğin Stratejisi-1969) adlı filmin konusu: Babasına bir faşizm kurbanı olduğunu ve siyasal geçmişinden dolayı öldüğünü düşünerek tapan bir oğul, onun bir hain olduğunu öğrenir. Bertolucci, burada ince ince hesaplanmış bir anlatım yöntemi kullanmıştır. Alberto Moravia’ nın romanından uyarlanan ‘II Confarmista’ (Konformist-1970) adlı filmi ile Bertolucci, kendi ifadesine göre “Faşizmi burjuvazinin bir hastalığı olarak” tarif eder.

AFRİKA’DAN AMERİKA’YA BARACK OBAMA’NIN YÜRÜYÜŞÜ
Afrika’dan zincirlenip getirilen ve beyaz adam tarafından köleleştirilen insanların hikâyesi ilginizi çekmişse, Malcomx ve Martin Luther King gibi siyahların liderlerinin birer birer suikaste kurban gittiklerini biliyorsanız, Amerikan lokantalarına asılan köpekler ve zenciler giremez levhalarının varlığından haberdarsanız, insanların siyah, beyaz, kızıl gibi renkler ile sınıflandırılmasına ve ırkçılığa karşı iseniz, tüm dünyada insanca yaşam için bir rüyam var diyorsanız, Amerikan Birleşik Devletleri’nin ilk siyah başkanı seçilen Barack OBAMA’nın kim olduğunu mutlaka merak etmişsinizdir…


Afrika: Erkeklerin sünnet olmasi AIDS'yi önleyecek.
Milyonlarca kisi, HIV (AIDS) tehlikesinden korunabilir...
Erkeklerin sünnet olmasi ile Afrika'da AIDS olanlarin sayisi azaltilacak...

UNAIDS kurumunun arastirmasina göre gelecek 20 yilda Afrika'nin 6 milyon insaninin HIV kapmamasi ve 3 milyon hastanin ölmemesi saglanacak.
Heteroseksuel erkeklerin sünnet olmasi ile bu sonuc daha da iyiye gidecek ve bu hastaliga yakalanma riski %60 oraninda düsecek.

Meryl Streep, Tom Cruise ve Robert Redford’un başrollerini oynadıkları film,
Afganistan ve Irak'ta boğazına kadar organik atığa batmış ABD için, üç farklı coğrafyada, birer saatlik periyotlarda paralel akan üç öykü ile bir sistem eleştirisi yapmaya çalışıyor.

Bu dövüş/dans sporunun ismi Capoeira. Brezilyalı köleler tarafından elleri zincirli iken kendilerini savunmak amacıyla üretilen, daha sonra efendilerinin dövüşmelerini yasaklaması sonucu bunu müzik eşliğinde yaparak dansmış gibi göstermeyi başardıkları bir oluşum Capoeira. Tekme ve akrobasi hareketlerine dayalı bu dans/spor da denge ve kontrol en önemli unsurlar. Capoeira'nın Afrika da ki Portekiz kolonisi Angola'da ortaya çıktığına dair başka bir görüş de mevcuttur.

Afrika: bahsedenlerinin kara kıta olarak anmayı pek sevdikleri ancak karalığı ve bahtının yaver gitmeyişi hep onu tanımlayanlar, sınırlarını çizenler ve sömürenler tarafından belirlenmiş olan kıta, bilmediğimiz, görmezden gelinen, hep çok ama çok uzak gösterilen kıta... Yokmuş, hiç olmamış, bir kültüre hiçbir zaman ait olmamış olarak algılanmamız istense de Afrika, bir zamanlar daha çok kan dökülsün, anlaşmazlık çıksın ve beyaz devletlerin sözde barışçıl gücüne daha çok ihtiyaç duyulsun diyerek cetvelle çizilen sınırların ötesinde bir kültüre sahip. Bugün bu kültürün biraz kıyısından başlayarak, Doğu Afrika ülkelerinde 19. yy'da ortaya çıkan ve hala etkisini koruyan bir "giysi"den bahsetmek istiyorum: Kanga.
Afrika kabilelerin el becerileriyle hazırlanan çeşit çeşit maskeler. Maskeler genel olarak kabilelerin kendi soylarına uzanan mistik inançlarını ifade eder. Bu inançları maskelerle somut hale getirir. Toplum kurallarının savunuculuğunu yapar ve bu kurallara uymayanlar için cezalardan cezalar beğenir.
Maskeyi takan her kimse, ilişki kurduğunu düşündüğü güçlerden mesaj geldiğine inanır. Biraz halüsinasyon görür. Hemen oracıkta kendini bir medyum ilan eder ve transa kapılarak kendini kaybeder. Sonra, aldığını varsaydığı mesajları oradaki zavallı kişilere söylemeye başlar. Bu sırada tamtamlar çalınır, ateşler yakılır, artık onların çok iyi bilinen danslarını oynadıkları görülür.
Aşağıdaki günce, “Orangutanların Sosyal Yaşamı”nı incelemek üzere Afrika’ya giden Dr. Joseph W. Hann tarafından yazılmıştır. 03.08.2000’den beri kendisinden bir haber alınamayan deha biyologun bu güncesi, Ortadoğu barış görüşmeleri sırasında Amerika Dış İşleri Bakanı’nın kazara üzerine oturması sonucu bulunmuştur. Dr. Joseph’in hayatından endişe edilmektedir.
25.07.2000
11 saat süren sıkıcı bir uçak yolculuğundan sonra Afrika’nın bu el değmemiş cangılına vardım. Burada hava umduğumdan daha sıcak ve bunaltıcı. Beni en çok şaşırtan şeyse; her köşe başında bir Çin Lokantasına rastlamam. Kime satış yapıyorlar bilmiyorum ama duyduğuma göre; Masai Kabilesi üyeleri Çin yemeklerine bayılıyorlarmış. Bence bütün Afrika otantizmine zarar veriyorlar. Karar verdim; bundan sonra küreselleşme karşıtı örgütlere daha çok destek vereceğim.