
Toplumumuzda, tüm toplumlarda olduğu gibi tabu olan bir konu, ateistlik. Din adına tüm dünyada hoşgörüsüzlüğün ve fundamentalizmin yaygın olduğu bir zamanda konu daha da tabu haline gelmiş durumda. Pek çok kişi aslında ateistliğin ne anlama geldiğini bilmiyor. Ateistliği bir din sananlar, satanizmle, nihilizmle, ahlaksızlıkla karıştıranlar var. Şu kesin olarak bilinmelidir ki, ateistler tapınma ritüeli olarak kedileri veya başka hayvanları kesmez. Hele hayvan haklarını savunuyorlarsa, böyle davranışlarda bulunanlara sert çıkabilirler bile. (Bkz. uçan tekme)Bazı ateistler, yerleşik ahlak kurallarını benimsemeyebilir, bazısı ise Kantçı ahlak anlayışını savunabilir. Bazıları da düpedüz yalancı, iki yüzlü, anasının gözü olabilir. Kimileri de dinlerin öngördüğü ahlak kurallarından bir kısmını benimseyebiliriler, “çalmayacaksın, öldürmeyeceksin...” vb. gibi. Kısaca ateistlerin ahlak anlayışları bireyseldir.
illus: delizadeSizlere I.Dünya Savaşı öncesinde Almanya üzerine Hitler'in bazı tespitlerini aktaracağım. Yazının sonunda belirttiğim benzerlik üzerine düşündürebilirsem ne mutlu.
Hitler, erken gençlik döneminde ve bir asker olarak hem cephe gerisinde hem de cephede yaşadığı tecrübelerden sonra zorunlu olarak, neden-sonuç ilişkisi kuran siyasi bir kafa yapısına sahip olmaya başladı ve hırsla, kinle ve haksızlığa uğrayan bir insanın ezikliği ile her geçen gün kendisini bu minvalde besledi. Oldukça fazla kitap okuyordu, ülkesinin her unsuru üzerinde disiplinli ve itinalı bir gözlem yapmaktaydı. Bu yolda günde 16 saat okuyup çalıştığından bahseder. Bu beslenme uzun bir dönemi içine almaktadır. Tarafsız olmaktan elbetteki çok uzakta olan bu fikir yürütmeleri sonucunda ülkesi Almanya üzerine aşağıdaki tespitleri yapar. Hitler'in eğitim, aile, evlilik, fuhuş ve basın üzerine bazı tespitlerine yer vereceğim bu yazıda.

Mitin/efsanenin yegane amacı/fonksiyonu halka ayar vermektir. Yoldan çıkmaya hazır bu serseri kitleyi, kısık gaz lambası ışığında anlatılan cinli, perili, ejderhalı, kuzulu, masallar aracılığı ile günlük hayatta nasıl akıllı, uslu ve sadık davranacağını talim ve terbiye etmek gayesinden başkasını gütmez. Hükümdar ele geçirdiği bu mucizevi usulün sırrını kullanarak safların birbirine yakın durmasını sağlamak yolu ile iktidarına iktidar katar.
Bu soruyu konuyla ilgili bir kitabın reklam afişinde görünce, aklıma ilk gelen, “Merhum kör idiyse badem gözlü olur, kel idiyse sırma saçlı olur.” cevabıydı. Kitapta ne yazıyor, okumadım. Ama İslamla ilgili kitaplar satan bir mağazada asılı olduğuna göre, herhalde İslami anlayışa uygun cevaplar içeriyordur.
Sadece İslamda değil antik dönemden bu yana bütün kültürlerde bu meş'um soruya cevap arandığını görüyoruz. Bütün kültürler de farklı farklı cevaplar bulmuş maaşallah. Cevapların hiç biri birbirine benzemiyor, sadece birbirine yakın olanlar var, kültürel etkileşim nedeniyle olsa gerek. Bu ne hayal gücüdür, ne fantazidir. İnsan insanların yaratma, uydurma yeteneğine şaşıyor. Bütün kültürlerin yaklaşımlarını ele almaya kalksak, kitap yazılır. Bunun için sadece Eski Mısır'dan ve Eski Yunan'dan örnek verebiliriz. Ama temelde Eski Yunan'dan Japonya'ya kadar bütün kültürlerde, yaygın inanışlar, ölümün insanı mutlak bir yok oluşa, hiçliğe götürdüğünü kabullenmek istemeyen insanlara, onları üzmeyecek, kaygılandırmayacak cevaplar sunmuştur diyebiliriz.

Dünyadaki belli başlı dinlerin zamanla nasıl gelişim gösterdiğini anlatan etkileşimli güzel bir çalışma.

Bir çocuğun sünnet olup olmayacağına ebeveyn olarak siz karar verebilir misiniz? Bu konuda ne kadar bilgilisiniz?
Çok önemli kararları, çoğunlukla çok temelsiz önermelere dayanarak, rastgele verdiğimize canı gönülden inandığımdan bu konuya dikkat çekmek istiyorum.
Sünnet nedir? İlk aklımıza gelen tanım şu: "Erkek cinsel organının ucundaki fazla [bazı tanımlarda 'gereksiz'] deri parçasının cerrahi müdahale ile alınması."
Neymiş? "Fazla" deri parçası. Bu noktaya geri geleceğiz. Yahut linke gidip sonra siz geri gelirsiniz.
Evrenin varoluşuna dair 10 yıldır var olan bir teori "Akıllı Tasarım Teorisi". Öncülüğünü Amerikalı bilim adamlarının yaptığı ve evrenin varoluşunun arkasında "Akıllı ve Bilinçli" bir varlığın olduğunu savunuyor. Şuanda aralarında bir Türk bilim adamınında bulunduğu 400 bilim adamı bu teoriyi destekliyor. Bu konuda çalışma yapan Mustafa Akyol "Akıllı Tasarım" (Intelligent Design) hareketinin öncülüğünü yürüten Discovery Institute bünyesinde çalışmalarını sürdürüyor. Mustafa AKYOL kişisel sitesindeki makalesinde teorinin gerçekten ne kadar bilimsel bir teori olduğunu anlatıyor. Karşıt görüşleride makalesinde yayınlayan Akyol bu karşıt görüşleri bilimsel olarak çürütüyor. Akyol'un diğer yazılarıda çok objektif ve bilimsel. Okumanızı tavsiye ederim
Bundan 75 milyon yıl önce, galaksinin bir yerlerinde, aynı anda 76 gezegeni yöneten Xenu, nüfusun çok artması nedeniyle, krallığındaki 13,5 trilyon varlığı bir uzay gemisine tıkıştırıp dünyaya göndermiş. Dünyanın çeşitli yerlerindeki volkanlara düşen zavallı canlıların Thetan olarak adlandırılan ruhları, dünyanın dört bir yanına dağılmış. Ama thetanlar atmosferdeki bazı tuzaklara takılarak "yanlış düşüncelere" kapılmış, doğru olmayan inanç sistemleri geliştirmiş. Tabii ki o varlıklar, thetanlar aslında bizlermişiz! Hepimizin içindeki bu thetan'lar tekrar gelişmek, yanlış düşünce sistemlerinden kurtulmak ve ölümsüz olmak için cebelleşiyormuş da haberimiz yokmuş.