

Rivayete göre, yüz yıllar önce Çin’de, çok güzel danseden bir cariye için altından yapılmış lotus çiçeği biçiminde bir platform hazırlanmış. Cariye, platformun üzerinde, mücevherler içinde, küçücük ayaklarıyla bir güzel dansetmiş. İzleyenler adeta büyülenmiş. Böylece yeni bir güzellik ölçütü Çinli erkek kafalarında öylece yer edinmiş: Küçük Ayaklar. Mümkünse 7-8 cm.
Rivayet ne kadar gerçek bilinmez ama Çinli kadınların küçücük ayaklara sahip olmak için çektikleri bin yıllık eziyet bir gerçek.
Korsanlık ve yağmacılık her devirde olmuştur. Bahsedeceğim olayın da bir geçmişi var. Tesadüfen oluşan bir durumun, yağmacılığa ve belki de korsanlığa dönüşerek günümüze kadar nasıl ulaştığını anlatıyor.

Olayımız İngiltere’nin batı kıyıları ve özellikle Devon isimli kıyı kasabasında geçiyor. Buradaki insanlar yüzyıllar önce kıyılarda ateşler yakarlarmış. Gecenin karanlığında fırtınalı havalarda, gökyüzü delinmiş halde yağmurlar yağarken, göz gözü görmez haldeyken, gemi kaptanları kıyıdaki bu ateşleri fener zannederler ve olumsuz koşullardan kurtulmak için teknelerini oraya yaklaştırmaya çalışırlarmış. Kurtulma ümidiyle kıyıya çok yaklaşan gemiler, kayalıklara bindirir, paramparça olur, kaptan suratı şallak mallak vaziyette teknesini mi kurtarsın, malları mı kurtarsın ne yaptığını bilmez halde debelenirmiş. Canını kurtarmak isteyen denizciler kendilerini kıyıya zor atar, yaralı maralı sağ kalmaya çalışırlarmış. Ertesi sabah da buranın halkı kıyıya vuran malları görüp, bunlarda nereden geldi diye şaşırıp ama yine de sahibi kimdir, nedir ne değildir diye araştırmadan toplamaya koyulurmuş.
