Günümüzde insan en uzun ömürlü hayvanlardan biri olma yolunda başarıyla ilerliyor, peki ya ürettiği makineler?
Elbette organik canlılar gibi makineler de eskimeye mahkum ve aktif olarak çalışan makineler ne kadar bakım yapılırsa yapılsın asla bir insan kadar uzun süre çalışmıyorlar. Üretim yönetimi dersi finaline çalışırken aklımda örümceğe benzer hammadeleri doğada veya bir hurdalıkta kendisi toplayıp kendisini kopyalayabilen ve sabit bir şekli olmayan, nesilden nesle kusursuzlaşan ve tek amacı çoğalmak olan bir makine geldi. İlk bakışta bana çok farklı bir fikir gibi gelse de bir rivayete göre yüzyıllar önce Dekart (Rene Descartes) bir gün oturmuş İsveç kraliçesiyle sohbet ederken insanların birçoğunun makineden farksız olduğunu söyleyince kraliçe "Şu duvardaki saat hiç senin benim gibi çiftleşip çoğalabilir mi?" diye cevap vermiş.

Evvel zaman içinde kalbur saman içinde, pireler berber iken develer tellâl iken, ben anamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken dünyanın çeşitli bölgelerinde çok kocaman insanlar yaşarmış.
Al Tomaini'nin boyu 2 metre ve 55 santim imiş. 1912 de doğmuş, 1962 de rahmetli olmuş, 162 kilogram çekiyormuş. Bütün hayatını bir sirkte geçirmiş. 1936 yılında Şikago'da bir gösteride iken sadece 76 santim boyundaki Jeanie isimli bir kıza aşık olmuş ve evlenmişler, ve hayatlarının sonuna kadar mutlu mesut yaşamışlar. onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine


Hoc Est Enim Corpus Meum. Hıc Est Enim Calix Sanguinis Mei. Novi Et Aeterni Testamenti. Mysterium Fidei. Oui Pro Vobis Et Pro Mulin Effundetur In Remissionem.
Luka 22:20



Buradaki buğday ile kurban ilişkisine özellikle dikkat et kardeşim. Kim ki buğday yetiştirmiştir, temiz kalpliliğinden başına muhakkak iş gelmiştir. Dikkat et, ne zaman ki Osiris, Mısırlı’lara buğday ekmeyi öğretmeye kalkmış, işte o saat başı belaya girmiştir. Yeryüzü tanrısı Seb’in oğlu Osiris, o zamana dek fakir olan Mısır’a, karısı ve kız kardeşi olan İsis’in keşfettiği buğdayı ekmeyi öğretmiş, onu yabanıllıktan kurtarmış, yasalar koymuş, tanrılara tapmayı öğretmişti. Osiris’i çekemeyen kardeşi Set, yetmiş iki adamı ile birlikte Osiris’i bir güzel sandığa kapatır, Nil Nehri’ne atar. Deniz yolu ile Byblos’a ulaşan Osiris’in canlı canlı gömüldüğü tabutunu, bin bir zahmet bulup, Mısır’a getiren İsis, oğlu Horus’un hasretine dayanamayıp, ziyaret maksatlı yola çıkarken sandığı ağır bulup geride bırakınca, domuz avlamaya çıkan, domuzlar alasıca Set, Osiris’i tekrar eline geçirir. Bu sefer işini sağlama alıp, Kabil misali biraderini kıtır kıtır ondört parçaya keser, bununla dahi yetinmez, parçaları kafasına göre Mısır’ın değişik yerlerine dağıtır. Ne yapsın gözü yaşlı İsis, atlar papirus sandalına, deltada gezer, sevgilisinin bedeninin parçalarını bulduğu yere gömer, bununla da yetinmez, her birinin üstüne bir tapınak diker.
Dünyada yaşayan son kişi olduğunuzu ya da ıssız bir adada tek başınıza kaldığınızı düşünmek genel fantezilerden biridir .Peki ya dünyada hiç kimse kalmazsa ? Bir gün aniden tüm insanların ortadan kaybolduğunu ve insansız bir dünyayı hayal edin. Daha mı güzel olurdu?
Scientific American dergisinin son sayılarından birinde bu konu hakkında bir makale yayınlandı.Eğer dünyadaki herkes yok olursa Manhattan'ın nasıl bir görünüm alacağı bir video ile anlatılmış ve bir kaç gösterim sunulmuş.Öncelikle yeraltı ve kanalizasyon sularının insanlar tarafından kontol edilmesi imkansızlaşacağından suların yeryüzüne çıkacağı ve yolları harap edeceği önesürülmüş.Sadece yollar değil tabi ki binalar ,parklar ,şehirler...Ardından vahşi doğanın gökdelenlerin hakimi olacağı ve Amerika'nın küresel ısınma ile Afrika'ya döneceği tahmin ediliyor.Aslında insan etkisi olmaksızın dünyanın daha güzel bir yer olduğu ,insan elinin değdiği her yerin doğallığını kaybettiği ve çirkinleştiği öne sürülüyor ama elinizi değdirdiğiniz yerden çekerseniz de işte böyle bir tablo ortaya çıkacak galiba.

İnsan organlarının en önemlisi hangisi diye sorsam ne dersiniz ? BEYİN



İlkokul yıllarımda çarpım tablosunu ezberlemeyi reddedenlerdendim. Bunun acısını hayatın benden şimdi çıkaracağını bilseydim, kurnazlık yapıp sıradan sayarak bana denk gelme ihtimali olanları ezberleme huyumdan vazgeçerdim -şimdi düşündüm de, öğretmenimiz sağ ilk sıradan başlarsa şu, ilk soldan başlarsa bu, ortadan başlarsa o, arka sağdan soldan ortadan oradan buradan şuradan başlarsa o bu şu diye hesap yapacağıma üşenmeyip ezberleseymişim, işim daha kolay olacakmış meğer-. Neyse, gelelim asıl konumuza. Ey hafif ahalisi! Duyduk duymadık demeyin! Matematik artık yuva kurmak isteyenlerin de yardımına koşuyormuş. İdeal eşi bulmak için çiftlerin kimyasının uyması filan palavraymış meğer. Bilim insanları işin ucunu yine matematiğe bağlamışlar. Bir matematikçi ve bir psikolog, çiftler arasında geçen yalnız 15 dakikalık bir konuşmayı dinleyerek, bir evliliğin yürüyüp yürümeyeceğini tahmin edebileceklerini iddia etmiş. 13 Şubat'ta, Seattle'da düzenlenen American Association for the Advancement of Science (AAAS)'ın (Bilimin İlerlemesi için Amerikan Birliği) yıllık toplantısının açılısında konuyu tartışan araştırmacıların iddiaları bakın nelermiş:

web 3.0 yapay zeka araştırmalarının,pazarlama ve iletişim teknikleri üzerine uygulanmış hali diyebiliriz... bu yazıda ki;
Artık bir noktadan sonra, teknoloji ve cihazları kullanarak bir şeyler uygulamaktan daha fazlasını yapmak istiyorsunuz. Kullanıcıların manevi ihtiyaçlarını da karşılamayı düşünüyorsunuz.
alıntısı insanı dehşete sürükleyen bir planın başlamış olduğunu gösteriyor...
maneviyat! islam dinine göre ilk emir olan OKU'nun, web açısından yorumlanmış halidir de diyebilirz web 3.0'ı...
Alman araştırmacıların yaptığı bir araştırmaya göre, 4 yıllık düzenli bir ilişkisi olan 30 yaşındaki kadınların yarısından azı düzenli seks istiyorlarmış. Erkeklerde ise durum hiç de böyle değilmiş, ilişki ne kadar uzun sürerse sürsün, erkeklerin libidosunda bir değişiklik olmuyormuş. Bilim adamları bu durumu insanoğlunun evrimleşmesindeki farklılıklara bağlıyorlarmış.
Hamburg-Eppendorf Üniversitesinden araştırmacılar, 530 kadın ve erkek ile ilişkileri hakkında görüşme yapmış. 30 yaşındaki kadınların %60'ının ilişkilerinin başlarında sık sık seks yapmak istedikleri ancak 4 yıl içinde bu cinsel isteğin, %50'nin altına, 20 yıl sonra ise yaklaşık %20'ye düştüğü görülmüş.