Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan sinepil.org'da: "KIM KI –DUK / İKİYE AYRILMIŞ BİR ÜLKENİN TEK VE KOCAMAN KALBİ (2)"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

kitap hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
14

Brian Dettmer ve Kitap Otopsileri

\

Bugün size sıradışı birinden ve yaptığı sıradışı işlerden bahsetmek istiyorum; Brian Dettmer ve Kitap Otopsileri. Brian Dettmer Amerikalı bir çağdaş sanatçı.

Ben kendisiyle bir yazımı hazırlarken tanıştım. O zamandan beri kendisinin çalışmalarını incelerken buluyorum kendimi, bence yaptıkları sıradan işler değil. Çalışmaları fazlasıyla özen ve sanatsal bir bakış açısı gerektiriyor.

\

1974'te Naperville, Illionis'de doğan ve büyüyen Dettmer, 1997'de Columbia Chicago College'da BA (Bachelor of Arts) derecesi aldı ve 2006'ya kadar hayatını Chicago'da sürdürdü. Öğrenimi ve sonrasında grafik ve işaretlerin, yer işaretlerinin tasarımı üzerinde çalıştı.

67 ahkam var
tuttum
8

Olmazlara Direnen İnsanlar...

Tarih bu tarz insanların başarılarıyla doludur. En ümitsiz anlarda bile ümitvar olan, yapılamaz denilen işleri gerçekleştiren insanlar. Şöyle bir düşünsek tarihimizden kimbilir kaç örnek buluruz. Aşılamaz diye düşünülen Konstantinapol surlarını yerle bir edip, fethedilemez denilen bu şehri fetheden Fatih Sultan Mehmet geliyor aklımıza.

Ancak hakkında yeterince bilgi sahibi olduğumuz, her fırsatta ziyadesiyle anlatılan Fatih Sultan Mehmet Han'ı anlatmak yerine burada gözlerden uzak kalmış ama 2. Dünya Savaşı'nda önemli işler yapmış bir askerden, bir komandodan; Otto Skorzeny'den bahsetmek istiyorum.

\

Çocukluk ve gençlik yılları hakkında fazla bir bilgi bulunmamakla birlikte mühendislik okuduğu ve bir düello sırasında yanağından yara aldığı biliniyor.

20 ahkam var
tuttum
3

Yaşlı Oligarkh: Atinalıların Anayasası

Yaşlı Oligarkh (düzmece Ksenophon, eng: Pseudo Xenophon) hakkında pek de doyurgan bilgilere sahip değiliz. Kendisini İ.Ö. 5. Yüzyılda yaşadığı tahmin edilmekte. Yaşlı Oligarkh’ı öğrenmemiz ise Oligarkh’ın eserleri arasından çıkan bir metin gerçekleşiyor. “Athenaion politeia” (Ἀθηναῖων πολιτεία) ya da “Atinalıların anayasası” [eng: Constitution of the Athenians] olarak bildiğimiz “risalesi, günümüze Ksenophon’un eserleri arasında kalmış olmakla birlikte, onun olmadığı kesindir. Bu yüzden yazarı, düzmece – Ksenophon (pseudo - Xenophon) diye gösterilir ya da bu asıl kimliği bilinmeyen yazara, Yaşlı Oligarkh denir.”2

8 ahkam var
tuttum
19

Hayat Berbat (Kara Üçleme, I. Kitap)

Polisiyenin bir alt türü olan Kara Roman’larda amaç suçu ve/veya suçluyu araştırmak, soruşturmak, aydınlatmak değildir. Klasik polisiyelerden farklı olarak Kara Roman’lar suçun üzerindeki gizemden ziyade başka bir şeyle ilgilenir, çok daha derinlerden beslenir: insanın karanlık yüzünden.

Kara Roman’lar ile klasik polisiyeler arasındaki bu fark sebebiyledir ki suçluyu kovuştururken duyduğumuz heyecan, olayı çözümlerken analitik düşünebilme yetimizi sınamayla gelen tatmin, (nihayetinde cinayet de olsa) suçlunun zekice planladığı eylemin takdiri üzerinden insan zekasını yüceltme, yerini insanı suça iten sosyal, ekonomik ve psikolojik sebepleri resmetmeye bırakır. Bu nedenle daha kitabın başında olaya şahit olmamız, katili iş başında görmemiz bu türün aşinalarınca hiç de yadırganmaz. Klasik polisiyelerde dedektifin gözünden olayların aktarılması (yorumlanması) teknik bir zorunluluk iken, Kara Roman’larda dedektifin varlığını hissetmeyiz bile. Bir gün bizimde başımıza gelebilecek bir kırılma anı, öncesi ve sonrasıyla küçük fırça darbeleriyle aktarılırken düşünürüz: bunların benim başıma gelmesini engelleyen şey ne? Popüler deyimle, bir cinnet geçirmeyeceğimizi kim söyleyebilir? Ya da ekonomik sebeplerden ötürü toplumun aşağı katmanlarından sıyrılamayan bir adam, daha fazla direnemeyip “kendini bırakıverirse”, çizginin öte yanında nasıl bir “şey”e evrilecektir? Birebir cevabını ver(e)mese de (çünkü bunun cevabı değişkendir) Kara Roman’ların asıl ilgilendiği husus budur. Varsın krimonolojik koşuşturmacalar diğer polisiye sayfalarında alsın başını gitsin…

7 ahkam var
tuttum
14

émile

\
Çocuk yetiştirmek zor iş! Havlu atmak ve 'amaan kim uğraşır?, ben saldım çayıra, gerisini mevlam kayıra' demek kolay tarafı ama biraz çevreyi, özellikle bilimsel araştırmaları ve baş ucu yapıtları biraz yakın plan incelemeye gayret edersek, ilgilenirsek çok büyük yardımlar alırız kendiliğinden...

Emin olun herkes içinde bir parça ' en iyi anne, en iyi baba' iddiasını barındırır. Öyle ki kendinin dünyaya gelmesine bile sebep olan anne babasını beğenmez hale gelir, ' aa! o öyle olmaz annecim/babacım, çocuğa şunu giydirmek gerekir bu havada' ya kadar gider iş...

Tamam, bu kadar iyi ebeveyn olma iddiasını reddetmem, hatta o çok meşakkatli yolda muazzam bir motivasyon aracı olarak bile gördüğüm ollur bu tip idealist yaklaşımları, hani yapmadım desem de yalandır bir taraftan...

16 ahkam var
tuttum
35

Cengiz Aytmatov Edebiyatı/ Kader

\

Bu yerlerde trenler doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir...gider gelirdi..
Bu yerlerde demiryolunun her iki yanında ıssız, engin, sarı kumlu bozkırların özeği Sarı Özek uzar giderdi. Coğrafyada uzaklıklar nasıl Greenwich meridyeninden başlıyorsa, bu yerlerde de mesafeler demiryoluna göre hesaplanırdı. Trenler ise doğudan batıya, batıdan doğuya gider gelir, gider, gelirdi...

Bu yazı benim çok sevdiğim, dönüp dönüp tekrar okuduğum bir yazarın sizin nezdinizdeki izleklerini görmek için yazıldı. Benim onu okurken hissettiğim duyguları başkası da hissediyor mu? Yoksa bana has bir şey mi sorusuna cevap bulmaya çalışıyorum. Ayrıca sizin de onunla kısaca da olsa tanışmanız da etkendir.
12 aralık 1928 yılında Kırgızistan’ın Talos kasabasının Şeker köyünde doğmuştur. Kim bilir belki de bu yüzden bütün kitaplarında hep zor doğa koşulları, uçsuz bucaksız bozkırlar vardır. Zor bir çocukluk geçirmiş. Kitaplarında çocukluğunun izlerini aradığını anlatıyordu, bir yazıda. Kendisi ilk önce veterinerlik okumuş. Daha sonraysa edebiyat okumayı tercih etmiştir. Elveda Gülsarı kitabının kahramanı bir attır. Bu at üzerinden betimlemeler, sorgulamalar yapar. Veterinerlik bilgileri kitaplarındaki hayvan sevgisinde ortaya çıkar. Bir şekilde insanın hayvanlarla olan bağı umudu işaret eder. Beyaz Gemi’de yeniden görülen marallar umudu simgeler. Küçük çocuk her şeyin daha güzel olacağına inanmaya başlar.

73 ahkam var
tuttum
2

politik kurgu romanları

politik kurgu romanları metal fırtına ile birlikte en popüler türlerden biri oldu. birbiri ardına yayınlanmaya başlayan bu kitaplar "çok satılanlar" listelerinden pek ayrı kalmadı. ilgilenenler için bu kitaplardan bulabildiklerimin bir listesi aşağıda.

\
METAL FIRTINA
yazarlar: orkun uçar - burak turna

Kitap 23 Mayıs 2007 tarihinde başlayan Türkiye - ABD savaşını anlatıyor.
metal fırtına, ilk kitabın ardından iki ayrı seri olarak devam etti. burak turna tarafından yazılan metal fırtına 2 kurtuluş timaş yayınlarından, metal fırtına 3 karşı saldırı ise profil yayınlarından çıktı. metal fırtına 1'in diğer yazarı orkun uçar tarafından yazılan Metal Fırtına 2 / Kayıp Naaş ve Metal Fırtına 3 / Kızıl Kurt ise "altın kitaplar" ile okuyucuya ulaştı.

7 ahkam var
tuttum
50

Aşkın tarifleri

Kavuşamazsın, aşk olur.
Aşık Veysel

\
Efenim; unutamadığım bir aşkın öyküsünü anlatacağımı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Unutmadığım aşk yok, acaba problem bende mi diye düşünmüyor değilim. Velhasıl bu kadar çok aşk üzerine, kendi aşklarımız üzerine yazıp dururken; aşkın tarihini ve tarifini merak ettiniz mi? Ben bu yazıda dönemlere ve felsefelere göre aşk tariflerini vermeye çalışacağım. Zamanlara ve burçlara çok dikkat ettim, o yüzden şimdiden bir eleştiri gelirse karşı cevaba geçeceğimi söylemek isterim. Ayrıca yiğenler çok üstüme gelmeyin, aşk yani konu. Güzel güzel konuşalım.

Aşk kişiden kişiye; toplumdan topluma; zamandan zaman değişen bir olgu. Kimileri için bir fenomen, kimileri için gelip geçici bir şey. Aşk; Goethe'nin Genç Werther'in Acıları,, Fuzuli'nin Leyla ile Mecnu'nu, Ehmede Xan'nin Mem û Zin'i Vedat Türkali’nin Birgün Tek Başınası ve daha ismini sayamadığım nice kitabın kahramanı……Üç harfli bir kelime aşk, kısacık. Ancak hayatımızda anlamı büyük. TDK'ya göreyse aşırı sevgi ve bağlılık duygusu.
İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden biri sevgi. Aşk ise onun bir türevi. Aşkın da sevgi gibi birçok türü var: Vatan aşkı, tanrı aşkı, devrim aşkı vs…O’da nesnesine göre farklı anlamlar taşır kuşkusuz. Bu yüzden de ilk soru aşk ama hangi aşk? Yöneltilen kişi, durum değişse bile sonuç ve özellikler aynı değil midir? Bir sufinin tanrı aşkıyla cinsler arasındaki aşk veya bir militanın bayrağına duyduğu aşk. Sonuçta hayatını aşık olduğu şeye göre biçimlendirir ve onun için ölümü göze alır. Aragon’un büyük aşkı Elsa’ya yazdığı mutlu aşk yoktur dizelerini kim unutabilir. Aşk ile ilgili sorular öyle çok ki! Yazıyı yazarken bile bütün bu soruların cevapları çıkmadı. Neden aşık değilken, kendimizi mutsuz sayıyoruz? Neden aşıkken mutlu olamıyoruz? Aşk iyilikten anlamaz deniyordu bir filmde, neden? Ne kadar çok acı çekersek aşkta, o kadar yüceleştiriyoruz, neden? Yoksa hepimiz sadist miyiz?

171 ahkam var
tuttum
5

Mafyadan kaçan internete sığınır

\
satan'dan bile daha korkunç olan santa'yı gördükten sonra kaçacak delik arar iken karşıma 3 aydır kaçak yaşayan dmw (dead man walking) çıktı. NY mafyasına olan 400.000$ borcundan dolayı gerçek hayattan elini eteğini çekip internete sığınmış. Ziyaretçilerden para koparmak için sinyal yapıyor gibi ama para istediğine dair bir ibare göremedim, acaba amazon'un kitap satma taktiği mi bu?
2 ahkam var
tuttum
0

POSTCARDS FROM MARS

Jim Bell, Professor in the Cornell University Astronomy Department
Jim Bell, Professor in the Cornell University Astronomy Department

NASA'nın ikiz robotları Spirit ve Opportunity'nin Mars Exploration Rover görevi için Mars'ta bulunduklarını ve çektiği görüntüleri dünyaya gönderdiğini daha önce biliyordum. Bu insan yapımı araçlar, bir nevi mobil kameralar, gidemediğimiz yerlere gidiyorlar. Bu merak uyandırıcı kitap aklıma sinerji denilen kavramı getiriyor.

NASA'da büyük bir takım çalışmakta ve kitap kapağında Jim Bell'in adının geçmesi beni çok şaşırtıyor. Jim Bell, ikiz robotların Pancam renkli kameralardan sorumlu uzmanı. Buna rağmen sadece çekilen fotoğrafların derleme işini yapması, bence, kitap kapağında adının geçmesini haklı göstermez. Ben böyle düşünüyorum.

1 ahkam var
1 2 3 ... 11 Sonraki

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu