Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan 3ayak.org'da: "venetia dearden"

Ön Sayfa yazılarını, çok tutulan yazıları ya da tüm yazıları gösterebiliriz

Etiket:

korku hakkındaki yazılar:

sadece ön sayfa yazıları gösteriliyor, tümünü görmek için tıklayın
tuttum
9

Kelly-Hopkinsville Olayı

İnternette kayıtlı bulunan hemen hemen tüm UFO ve uzaylı olaylarını okumuşumdur vakt-i zamanında sıkıntıdan. Sadece olayları değil, antitezleri, ititrazları, farklı bakış açılarını da araştırmıştım. Sonuç olarak dünya dışı yaşam konusuna bakışım nötr, ne varlığını reddederim (tüm evren keşfedilip hayat izine rastlanmadığı sürece), ne de somut bir kanıt görmeden kabul ederim. Sayfalarca UFO materyalini de gayet eğlenerek okudum, genelde birbirine benzeyen olaylar, kaçırılmalar, havada uçan cisim görmeler, cisimlerden çıkan varlıklar görmeler vs.

Olay anının bir illüstrasyonu
Olay anının bir illüstrasyonu
Ancak bu Kelly-Hopkinsville olayı, okuduklarım arasında hem en tuhaf, hem de en tüyler ürpertici olanı. Uzaylı hikayelerinden tırsanları baştan uyarayım, kolay etkilenen biriyseniz gece falan okumayın. "Yok baba ben inanmam ufo kufo" diyorsanız, lütfen ufo görmüş masum köylü muamelesi yapmayın bana, aşağıda yorumlarda. Sonuçta ben de ordan burdan bulup çeviriyorum.

Evet, yasal uyarımızı da yaptıktan sonra geçelim olayımıza. Sene 1955, Kentucky, Hopkinsville'in kırsal kesiminde, sıcak bir Ağustos akşamı. Sutton ailesi, çiftlik evlerinde sakin bir akşam geçiriyorlardı. Ailenin büyüğü Lucky Sutton'ın bir misafiri vardı: Billy Ray Taylor. Saat akşam 19.00 sularında, Taylor su içmek için evden çıktı. İçerde su sistemi yokmuş o zamanlar orada, o yüzden bahçedeki tulumbadan su alıyorlar. Taylor su içerken, yaklaşık 500 metre mesafede, parlak bir obje görüyor.

26 ahkam var
tuttum
24

Deliliğin Dudaklarındaki Islık

\
Clive Barker'ın romanlarında korku kültü bir sis bulutu gibi çöker okuyucunun üzerine. Sis dağıldığında, zihninizi delip geçen fantastik dünyalar kalır geriye, o da kana bulanmış bir şekilde. Barker, kitaplarındaki kısa öykülerle üstünüze başınıza kan sıçratır adeta. Malzemesi, içerdeki veya dışarıdaki; ama daima devinim halindeki kan damarlarıyla insanın ta kendisidir. Ölüm, kan gölünün ortasında bir anda yükselen gizemli bir adadır adeta. Sonsuzluğun yeni bir boyutunu sunar okuyucuya. Ölümle yaşam arasında kalan varlıklar, tam da Barker’ın bahsetmeyi en çok sevdikleri arasındadır ve bu varlıklar illa ki deliliğin sularında yelken açan paramparça bilinçlere sahiptir.

Onun kaleminde insan malzemesi öyle bir şekil alır ve öyle bir teşhir edilir ki, öyküleri okurken tüm derinizi kaldırıp bizzat görmek istersiniz kendi içinizi. Öykülerinde, bir yanda üst üste yığılmış insan etlerinden oluşturulan tepeler savaşa tutuşturulur, diğer yanda yaydığı karanlıktan ötürü bugüne kadar gölgede bırakılan gecenin çocuklarına ya da ayın döllerine, gece ekspresiyle taşınır insanoğlu kurban olarak.

31 ahkam var
tuttum
33

Korkmaktan Korkmak "Fobofobi"

Bilinmeyen bir şeylerin olduğunu bilmek insana korku vermektedir. Lakin insana bilinmeyen bir şeyin olmadığını ve bildiklerinin "her şey" olduğunu söylerseniz korkularını bastırabilir misiniz? Bu mümkün mü?

kork benden!
kork benden!

Bilinmeyenden korkan insanoğlu bilerek korkusunu yendi yıllardır. Bir fareye onu öldürmeyecek kadar zehir katılmış bir peyniri verdiğinizde ve fare onu yediğinde tadı alacak, bir daha o bölgeye uğramayacaktır. Fakat insanoğlu korktuğu şeylere çomak sokmaya daha küçüklüğünden beri başlamıştır. Çomağı bırakıp kaçsa bile ertesi gün yine başına gelerek merakını gidermeye çalışacaktır.

Böyle olmasaydı bu kadar gelişme sağlanamazdı. Bazen dem vuruyoruz "hayvanlar bile pistten kışttan anlıyor ama insanlar laftan anlamıyor git denince gitmiyor, elleme denince bile elliyor" diyoruz. Bu böyle olmadığı zaman nasıl o insan gelişebilirdi?

En çok korkulan şeyler arasında karanlık ve nerden geldiği belli olmayan sesler vardır, buna rağmen karanlığı seven de vardır, nerden geldiği belli olmayan seslerle ruhunu dinlendiren de.
Her şeyden korkabiliriz; yeter ki o "şey" bizimle uygun zaman ve yerde karşılaşsın.

Anlayacağınız üzere konumuz korkular.

28 ahkam var
tuttum
31

Dyatlov Geçidi'nin Esrarı - 2

Bir önceki yazının sizleri meraklandırdığını biliyorum, ancak emin olun Rus polisi de son dört cesetten sonra en az sizler kadar meraklanmıştı. Hastalığından dolayı geride kalan grubun 10. üyesi Yury Yudin şöyle diyordu; "Eğer Tanrı'ya tek bir soru sorma şansım olsaydı bu ‘O gece arkadaşlarıma ne oldu?’ olurdu."

Yury Yudin
Yury Yudin

Araştırma kapsamında ilk keşifte bulunan günlükler ve amatör video kayıtları incelendiğinde (Blair Witch? Cloverfield? REC? Noroi?) ortaya çıkar ki, grup 31 Ocak günü dağlık araziye varmış ve tırmanışa hazırlanmıştır. Dönüş için yiyecek ve ekipmanları için ormanlık alanda bir stok çadırı kurduktan sonra 1 Şubat'ta tırmanışlarına başlarlar. Hesaplarına göre 1 günde tırmanışı bitirip ertesi gece kampı öteki tarafta kuracaklardır. Ne var ki giderek sertleşen hava, kar fırtınaları ve azalan görüş mesafesi bir şekilde onları hedefleri olan Otorten Dağı yerine Mansi dilinde "Ölüm Dağı" anlamına gelen Kholat Syakhl'a götürür. Dağın ismi hariç buraya kadar yaşananlarda pek olağandışı bir durum yok. Kampta bulunanlar buradan sonra ne yaşadıklarına dair bir ipucu vermiyor.

24 ahkam var
tuttum
32

Dyatlov Geçidi'nin Esrarı - 1

Şimdiden uyarmak lazım, yazı biraz ürkütücü. Korku filmlerinde işlenen "vahşi doğanın kucağında bilinmeyen varlıklarla mücadele eden gençler" temasının gerçek yaşamdaki bir örneğine tanık olacağız. Bir grup kayakçı, Ural Dağları'nda geziye çıkarlar ancak esrarengiz bir dizi olay onları deliliğin sınırlarına ve ölüme sürükler. Gerilim filmi konusu gibi duruyor değil mi? Ama bir zamanlar Rusya'yı çalkalayan ve sonradan unutulan bu olay gerçek.

Igor Dyatlov,  Zinaida Kolmogorova,  Lyudmila Dubinina,  Alexander Kolevatov,  Rustem Slobodin,  Georgyi Krivonischenko,  Yuri Doroshenko,  Nicolas Thibeaux-Brignollel,  Alexander Zolotarev. Yolculuktan önce.
Igor Dyatlov, Zinaida Kolmogorova, Lyudmila Dubinina, Alexander Kolevatov, Rustem Slobodin, Georgyi Krivonischenko, Yuri Doroshenko, Nicolas Thibeaux-Brignollel, Alexander Zolotarev. Yolculuktan önce.

27 Ocak 1959 günü Sovyet Rusya'da dokuz genç kayakçı Ural Dağları'nın uçsuz bucaksız eteklerinde 2 haftalık bir tırmanış ve kayak gezisi için yola çıktılar. Aslında 10 kişiydiler ancak bir tanesi sağlık problemleri yüzünden son anda geride kalınca yola 2 kadın 7 erkek çıktılar.

32 ahkam var
tuttum
35

Korku

Korku, beynin yarattığı bir illüzyondur. Kişisel gelişim konularında örneğin NLP de uzmanlaşmak isteyen biri korkunun kaynağını bilir. Kaynağı bilinen bir davranışın üstesinden gelmek ise oldukça kolaydır.

Korku illüzyonu
Korku illuzyonu

Bütün davranışların temeli, beynin çalışma prensiplerine dayanır. Korkunun da bir prensibi vardır. Eğer bunu davranışlarımızda gözlemleme alışkanlığına kavuşturursak, sahip olduğumuz ya da olacağımız her türlü korku ve kaygının da üstesinden gelmiş oluruz. Bu alışkanlığa biz “farkındalık” ta diyebiliyoruz. Farkındalık, benim tabirimle duyguları kontrol etme gücüdür. Aynı zamanda kendini tanımanın diğer adıdır.
Eğer farkındalık konusunda az çok bilgi sahibi iseniz, kendinizi tanıma konusunda, hiçbir zaman tam anlamıyla kendinizi tanıyamayacak olmanızın gerçekten ürkütücü olduğunu da anlamışsınızdır. Bu kendini bilme-tanıma-öğrenme ya da farkındalık denilen şey, siz ölene kadar devam eder.

115 ahkam var
tuttum
17

Pan'ın Labirenti

Film afişi
Film afişi
9. Uluslararası Eskişehir Film Festivali Pan'ın Labirenti'ni gündeme getirdi. Bu peri masalında 20. yüzyılın acımasız geçmişi gözler önüne seriliyor. Türkçe altyazı ile İspanyolca yayınlanan film "En İyi Yabancı Film" de dahil 6 Oscar'ı evine götürmüş idi. Ayrıca "En İyi Yönetmen" Oscar'ını da hakettiğini söyleyenler az değil. Bu dalda hiç Oscar alamayan Martin Scorsese'e kıyak yapıldığı bir gerçek.
Pan ve Ofelia
Pan ve Ofelia
Filmi anlatmak istersek işe Ofelia'dan başlamalıyız. Öksüz İspanyol kızın annesi Francisco Franco'nun ordusunda görevli bir yüzbaşıyla evlenmiştir. 1944'te Yüzbaşı Vidal'in isyancılarla mücadelenin yürütüldüğü kampına doğru yola çıkarlar. Ofelia kampa vardıklarında, yol boyunca kendilerini takip eden bir böceğin peşi sıra ormanın içinde bulunan taş sütunlara gider. İşte büyülü ve ölümcül derecede ciddi olayların başladığı yer burasıdır.

16 ahkam var
tuttum
29

Borderline Kişilik Bozukluğu

Baktım pek de ayrıntılı olarak anlatılmamış… Nedir Borderline -sınırda- kişilik bozukluğu, insan hayatını ne kadar etkiler…

Önce kısa bir tanım… Sürekli terk edilme korkusuyla yaşamak, bu var olmayan terk edilme durumuyla başa çıkmak için aşırı çaba sarf etmek ana tanımını oluşturabilir . Grileri yoktur. İnsanları, olayları iyi veya kötü olarak tanımlarlar. Kişileri oldukları gibi kabul etmeleri zordur. Kendi zihinlerinde yarattıkları tahta oturtup, diledikleri zaman darbe yapabilirler. Bu darbenin altında yatan çoğunlukla terk edilme korkusudur ki bu korku zaten borderline’ın temelini oluşturur.

145 ahkam var
tuttum
2

Uykunuz açılsın

Etiketler: , , , ,

Yeter artık sıkıldım uykum geldi tarzı şeyler söyluyor yada düşünüyorsanız bu video yu seyretmenizi öneririm.
Tam olarak sadece 20 saniyeden oluşan bir araba reklamı ve fondada güzel bir müzik var ama sonunda bi sürpriz bekliyor sizi :)

18 ahkam var
tuttum
3

Korkarım Korkacak Hiçbir Şey Kalmadı!

“Kedinin fareye üstünlüğü, delik başında ki sabrından” demiş Mazhar Candan. Kendi sabrımı kim bilir kaç delik başından denedim, kaç kez “biraz daha mı bekleseydim?” diye bırakarak bitirdim beklemeyi sonra. Delikten çıkacaklardan korktum kimi zaman, kimi zaman beklediğim deliğin ağzını hiçbir şey çıkmasın artık diye kendim tıkadım.

Kedinin fareye üstünlüğü, delik başında ki sabrından” demiş Mazhar Candan. Kendi sabrımı kim bilir kaç delik başından denedim, kaç kez “biraz daha mı bekleseydim?” diye bırakarak bitirdim beklemeyi sonra. Delikten çıkacaklardan korktum kimi zaman, kimi zaman beklediğim deliğin ağzını hiçbir şey çıkmasın artık diye kendim tıkadım. Dimdik ayakta durduğumu sanıyordu herkes, oysa ben bekliyordum ve çok korkuyordum beklerken. Dünyanın gideceği yerden, insanların acılarının daha çok artacağından, bir daha aşk olmayacağından, yeni Hitler’lerden, Dostoyevski’nin bir daha öleceğinden, Bach’ın hiç yaşamamış olmasından, çocukların açlıktan ölmesinin sonu gelmeyeceğinden, masum, günahsız insanların dünyevi çıkarlar uğruna yaşamlarının ellerinden alınmasından korkuyordum. Korkularımı paylaştıkça insan olduğumu anlıyor, bir daha korkmamaktan korkuyordum. Korkarım başıma geldi korktuğum, korkarım kimse de artık korkacak hiçbir şey kalmadı.....

7 ahkam var

Mim Nehri

geri »

Arama

pillinetwork hesabınızla giriş yapın.

etiket menüsü

reklam

kaynaklar

RSS Dosyası
pillikutu