
Bir çikolatalı gofret reklamı var örneğin. Gencecik kızımız internetten erkek arkadağının "profiline" bakıyor, orada filanca kızla fotoğrafını görünce çok kızıyor, hemen kankasını arayıp dert yanıyor. Telefonu kapatırken kitaplar devriliyor, bir kutu düşüyor falan gibi muhtelif talihsizlikler daha oluyor. "Öfff" derken çekmecede bir çalar saat çalıyor. Çekmeceyi açınca onlarca reklamı yapılan ürünün üzerinde bir çalar saar görülüyor. Kızımız bizim üründen bir ısırık alınca, bilgisayar ekranındaki sayfayı kapatıp, oğlanın fotoğrafının bulunduğu çerçeveyi de deviriyor.
Herşey bir yana, gofret yemek için çalar saat kuran birinden kime ne hayır gelir? O çalar saati çekmeceye koymak nasıl bir akıldır? Bir gofret yiyince erkek arkadaşını bırakan kız imajının hedef kitlesi nedir? Bayıla bayıla yediğim gofreti şimdi yerken aklıma bunlar takılıyor yahu. O zekaya sahip kızımızı, çekmecedeki çalar saati ısırmadığı için de özellikle tebrik etmek istiyorum ben buradan.
Tahmini hedef kitle: "Erkek arkadaşlarının internette başka kızılarla fotoğraflarını görünce sinirlenen kızlar."
Tahmini mesaj: "İlişki dediğin, bir ısırık kadar sürer."
Evinde başka bir ülkedeki kızıyla internetten yazışan bir babanın, kızının aniden gelip onun şaşırtması üzerine kurulu bir reklam var. O kız eve öyle gelip de babasının gözlerini kapatsa, bence o adam kalpten ölürdü. Hadi ölmedi idyelim kendine gelmesi en az bir 10 dakika sürer, kendine geldiğinde de sarılmak yerine ya küfreder ya da döverdi. Zaten söz konusu firmanın bu konudaki bütün reklamları "duygusal" konular üzerine. "Sömürü" demeye dilim varmıyor.

yalnız türkiye'de değil dünyanın bütün kapitalist ülkelerinde her yeri reklamlar istila ediyor. caddeler, meydanlar dev reklam panolarıyla dolu. otobüsler ve diğer toplu taşıma araçlarını içi ve dışı birer reklam alanı. duraklar reklam panolarından müteşekkil. öyle ki, metronun karanlık tünellerinde reklamlara maruz kalıyoruz.
radyo, televizyon, internet gibi kitle iletişim araçlarını da dahil ettiğimizde bir insan ortalama olarak günde kaç reklamla karşılaşıyordur acaba?

İlk taktik ürün yerleştirme (product placement). Logonun veya ürünün medyasal bir dokümana yerleştirilmesi anlamına geliyor. Aslında her yerde karşılaşıyoruz onlarla, dizilerde, filmlerde, bilgisayar oyunlarında, hatta kitaplarda bile ve öyle yerleştirilmiş ki onu eylemin bir parçası olarak görüyoruz. Ürün yerleştirmenin tarihi 19. yüzyıla dayanıyor. Jules Verne’in “80 Günde Devr-i Âlem” kitabı muhtemelen ilk örnek. Kitapta gemi ve balıkçılık şirketi markaları geçmekte.

Şimdi size neredeyse Marquez'in fantastik öykülerine benzer bir Güney Amerika masalı anlatacağım:
Bir varmış bir yokmuş (Geçen ocak ayında) São Paolo kentinin çılgın ve bazılarının tabiriyle sağa yatık popülist belediye başkanı Gilberto Kassabs, görsel kirlilik yarattığı gerekçesiyle şekli ne olursa olsun bütün açık hava reklamlarının yasaklanmasını kapsayan yasayı halka sunmuş ve yasa kabul edilmiş. Belediye başkanının "Temiz Şehir" adını verdiği yasayla birlikte şehirde poster, broşür de dahil olmak üzere bütün otobüs, tren, taksi üstü reklamları ve 8000'i aşkın billboard boşaltılmış. Dükkanların önündeki tabelalara da sınırlama getiren yasaya göre her 10 metrelik cephe için 1.5 metrelik bir pano için izniniz varmış.

Normal bir insan kulağının duyabildiği en düşük ses 16 Hz fakat kulak duymasa bile bu sesler beyinden kaçmıyor ve sevgili beynimiz hangi aralıkta sese maruz kalırsa o frekansın moduna geçmeye zorlanıp uyuyor, beyin fırtınası yapıyor, durup sakinleşiyor vs. Bu mantıktan yola çıkarak basit bir program sayesinde istediğimiz zaman uyumaya, istediği zaman ders çalışmaya zorlayarak hack'leyebiliriz kendimizi. Denemek lazım.
...ve onlara alet kutusu olan bilcümle reklam tasarımcılarını...
Bu gezegene reklam tasarımından daha fazla zarar veren işler, en çok reklam yaptıran şirketlerin uğraştıkları işlerdir. Örneğin otomotiv sanayii. Otomobillerin hem üretiminde, hem kullanımı sırasında salgıladıkları zehirli atıklar sayesinde artık bebeklerin analarından emdiği sütte bile ağır metaller var. Bir başka reklam verenimiz, velinimetimiz, petrol şirketleri... Bunların başarılı lobi çalışmaları sayesinde savaş filan çıkıyor, bebekler ağır metallerle zehirlenmeye fırsat bulamadan ağır silahlarla sizlere ömür... Küresel ısınma ve hava kirliliği de yanında hediye. Kutluyorum kendilerini. Yine en çok reklam yaptıran sektörlerden biri, deterjan ve benzeri temizlik ürünleri üretenler... Siz televizyon karşısında iki yüz milyonuncu kere çıkmayan zor lekeler veya pırıl pırıl bulaşıklar anatemalı o şiirsel reklamı seyrederken, deterjan fabrikalarından pırıl pırıl akarsulara envai çeşit zehirli atık karışıyor. Bulaşıklar temiz pak oluyor da sularımız zor kirler misali arıtılaması imkansız bir yığın pislikle doluyor. Böylece içtiğimiz su, yediğimiz sebze meyve, çeşitli zehirlerle tatlandırılmış olarak soframıza geliyor. Fosfat olsun, kükürt, cıva olsun, hastasıyız, bağımlısıyız bunların. Hepimize afiyet olsun.
bu hafta pillinetwork'e iki yeni site katılıverdi.
pazartesi günü, yenimecra.org açıldı. bir ve tek olhor müdürlüğünde, internet'te reklam konusunu irdeleyecek.
bugün de ucandaire.org açıldı. Türkiye'nin ilk jedi'si ve adaşım Hasan Yalçın tarafından uçuruluyor. Konusu bilim-kurgu.
Pepsi'nin şöyle bir transformers şekilli reklamı varmış, ben yeni gördüm... İlginç ama...
Amerika'da bir şirket marketlerde satılan yumurtaların üzerine reklam alıyormuş. Ünlü TV kanalları dizilerinin ve yeni programlarının tanımını yapmak için bu yolu sıkça kullanıyormuş.
Neden yumurta diyenlere de EggFusion'un güzel bir cevabı var: İnsanların %91'i yumurtaların kırık olup olmadığını anlamak için yumurtayı inceler!
Üstelik sadece reklam değil, her yumurtanın üzerinde son kullanım tarihi de yazıyor. Yani insanların bu yazılara bakmak için bir nedeni daha var. Sağlam dağıtım kanallarımız olduğunda bizim de kullanmak isteyeceğimiz güzel bir mecra.
Yeter artık sıkıldım uykum geldi tarzı şeyler söyluyor yada düşünüyorsanız bu video yu seyretmenizi öneririm.
Tam olarak sadece 20 saniyeden oluşan bir araba reklamı ve fondada güzel bir müzik var ama sonunda bi sürpriz bekliyor sizi :)