Michael Fred Phelps, Amerika'nın idolu haline dönüşmüş yüzücü, 1985 yılında Baltimore, Maryland'de doğdu. Babası, Fred Phelps, Maryland devlet polisi olarak çalışıyordu. Annesi, Deborah Sue Debbie Davisson Phelps ise okul müdiresi olarak görev yapıyordu. Phelps'in annesiyle babası daha o 9 yaşında iken boşandı. "MP" olarak da isimlendirilen Phelps'in iki de (Hillary ve Whitney adında) yüzücü ablası vardır.

Çocukluğunda Hiperaktivite Bozukluğu (aşırı hareketlilik) teşhisi konulan Phelps 7 yaşında yüzmeye başladı. Hiperaktif olduğu için ablaları tarafından bu spora yönlendirilen küçük Phelps, havuzda kendine ve çevresine problem olan tükenmez enerjisini dışarı çıkartmak için şans elde etmiş oldu. Çok kısa bir sürede yüzme tekniğini kapan Phelps, 10 yaşında kendi yaş kategorisinde Amerika rekoru kırdı. Aynı zamanda Kuzey Baltimore Aquatik Kulübü'nde antrenör Bob Bowman'ın denetimi altında antremanlarına devam etti ve kendi yaş kategorisinde birçok rekora daha imza attı.
Bir önceki yazının sizleri meraklandırdığını biliyorum, ancak emin olun Rus polisi de son dört cesetten sonra en az sizler kadar meraklanmıştı. Hastalığından dolayı geride kalan grubun 10. üyesi Yury Yudin şöyle diyordu; "Eğer Tanrı'ya tek bir soru sorma şansım olsaydı bu ‘O gece arkadaşlarıma ne oldu?’ olurdu."

Araştırma kapsamında ilk keşifte bulunan günlükler ve amatör video kayıtları incelendiğinde (Blair Witch? Cloverfield? REC? Noroi?) ortaya çıkar ki, grup 31 Ocak günü dağlık araziye varmış ve tırmanışa hazırlanmıştır. Dönüş için yiyecek ve ekipmanları için ormanlık alanda bir stok çadırı kurduktan sonra 1 Şubat'ta tırmanışlarına başlarlar. Hesaplarına göre 1 günde tırmanışı bitirip ertesi gece kampı öteki tarafta kuracaklardır. Ne var ki giderek sertleşen hava, kar fırtınaları ve azalan görüş mesafesi bir şekilde onları hedefleri olan Otorten Dağı yerine Mansi dilinde "Ölüm Dağı" anlamına gelen Kholat Syakhl'a götürür. Dağın ismi hariç buraya kadar yaşananlarda pek olağandışı bir durum yok. Kampta bulunanlar buradan sonra ne yaşadıklarına dair bir ipucu vermiyor.
Şimdiden uyarmak lazım, yazı biraz ürkütücü. Korku filmlerinde işlenen "vahşi doğanın kucağında bilinmeyen varlıklarla mücadele eden gençler" temasının gerçek yaşamdaki bir örneğine tanık olacağız. Bir grup kayakçı, Ural Dağları'nda geziye çıkarlar ancak esrarengiz bir dizi olay onları deliliğin sınırlarına ve ölüme sürükler. Gerilim filmi konusu gibi duruyor değil mi? Ama bir zamanlar Rusya'yı çalkalayan ve sonradan unutulan bu olay gerçek.


Masa tenisi terimleri:
Backhand -Raketin dış tarafıyla yapılan vuruş
Forehand -Raketin iç tarafıyla yapılan vuruş
Kesme -Topun kuvvetli backspin (geriye doğru dönme hareketi) ile karşı tarafa gitmesi. Masaya yakın veya uzak konumdan yapılabilen bu vuruşta top rakibin raketine değdiği anda aşağıya (file dibine) doğru gitme eğilimi gösterir.
Loop- Bu vuruş masa tenisinde en çok yapılan vuruşlardan bir tanesidir. Topun hızlı bir şekilde ileriye doğru dönerek gitmesidir.
Spin- Topun dönmesi.

Boks yaptıktan hemen sonra, daha terleri bile kurumamışken, kendilerini satranç masasında bulan rakipler, bunları belli bir sıra içerisinde yapmaya başlıyorlar. Bütün bunlar en fazla 11 round sürüyor. Tabi, oyunu kazanmak için rakibi ya mat ya da nakavt etmek gerekiyor. Evet, hem fizik güçlerini hem de zihinsel güçlerini sergilemek adına güzel bir örnek teşkil ettiğini söyleyebiliriz.

Orienteering, bu işi bilen kişiler tarafından özel haritası çıkarılmış parkurlarda, elinizde harita ve pusula koşa koşa son kontrol noktasına varmaya çalıştığınız bir spor.
Harita üzerinde, son noktaya varmadan önce bulmanız gereken kontrol noktaları işaretli. Bu noktalarda değişik tipte delikler açan zımbalar bulunuyor. Kontrol noktalarını bulduğunuzda elinizdeki kartı bu zımbalarla deliyorsunuz ve kartınız varış noktasında hakemler tarafından anahtar kartla karşılaştırılıyor. Kontrol noktalarını hangi sıra ile ziyaret edeceğiniz sizin planlama ve stratejinize kalmış. En kısa sürede varış noktasına ulaşan kazanıyor.
Önümüz kış, olur da curling oynamak gerekirse ya da kız arkadaşınızla eurosport’ta seyretmek icap ederse kuralları nereden öğreneceğiz, buradan. Animasyonlu tercih ederseniz de buradan.
Oyunda amaç, oyun sonunda rakibinizden, merkeze yakın daha fazla taş bırakabilmek.

Oyun ile ilgili bir kaç ilginç ayrıntı aktarayım :
Filmin sonunu hemen söyleyeyim: Başlamaya karar verdikten sonra 5 gün içerisinde 18 metreye dalacak seviyeye gelebilirsiniz.
Şimdi giriş-gelişme-sonuç şeklinde inceleyelim.
Öncelikle aletli dalış dediğimiz şeyi tanımakla başlamak uygun olur. Aletli dalış, adı üstünde su altında nefes almamızı ve istediğimiz gibi hareket etmemizi -veya hareketsiz kalmamızı- sağlayan bazı aletler kullanılarak yapılan dalıştır. Bu aletler içinde, nefes almayla ilgili olanına SCUBA (Self Contained Underwater Breathing Apparatus) denir. Scuba, basınçlı hava (oksijen değil) dolu bir tüp ve tüpteki havayı soluyabileceğimiz basınca düşüren bir regülatörden oluşur. Hareketle ilgili olanlar ise, yüzerliğimizi (daha basit tabirle derinliğimizi) ayarlamak için kullandığımız, basit anlamda tüpteki havayı kullanarak şişirilip indirilebilen bir can yeleği olan BCD(Bouncy Control Device) ve ağırlık kemeri ile, hareket etmek için kullandığımız paletlerdir. Tabi bir de önümüzü görmek için kullandığımız maske (gözlük değil) var. SCUBA ve BCD ile ilgili detaylar başlı başına bir yazı konusu olduğu için burada bahsetmiyorum.




bu egzersiz adını joseph pilatesten alıyor. 1. dünya savaşı sırasındaki esareti sırasında dar alanlarda sağlığını korumak üzere bazı egzersizler yapmış onunla birlikte bu egzersizleri yapan başkaları da olmuşlar. zamanla bu egzersizlere devam edenlerin daha az hasta olması dikkatleri çekmiş. bu şimdi minder egzersizleri/mat exercises olarak bilinen kısmı.