Mantıyı herkes sever, mantıyı sevmeyen ölsün. Ama her kadının harcı degil mantı açmak.(mesela benim) ya hazır alırız, ya açan birine dadanırız yeriz. Mantı oldu mu tokken acıkır, şişmanken rejimi bozarız. Sarmısak kokusunu önemsemeyiz.Mantı yı sevmeyen tek tanıdıgım eşim olacak agzının tadını bilmeyen kişidir.
Mantı seven her bünye erişte de sever. Erişte köylerde yapılır gelinlere, kızlara yollanır. Erişte böylece büyükşehir de görmüş olur. Erişte seven biri olarak kaypaktan bahsedecegim. Diğer yörelerde varmı bilmiyorum ama yıllar evvel yolumuz Çorum'a düştüğünde tanıştım kaypakla. Adından dolayı uyuz olarak yedigim sonra yapılışının a kolay olması sebebiyle her erişte açan tanıdıgıma rica edip yaptırdıgım şeydir kaypak. Erişte gibi ince uzun narin degil de üçgenimsi gelişigüzel kesilir kaypak. Pişirilişi de daha değişiktir( burda peynirlisi var)


Her zaman gündemde olmasına karşın daha önce pek irdelenmediğini düşündüğüm popüler müzikteki idol olgusu, daha ilk başta bir “tuhaflık”ı kabul etmemizi gerektiriyor: İnsanın, ilk gençlik yıllarından itibaren müziğin büyülü gücü sayesinde, dinlediği müzisyenin etkisi altına girmesi! Tabii bu denli derin bir konuyu incelemek için öncelikle ‘pop’, ‘idol’ ve ‘popüler müzik’ kavramlarını benimsememiz gerek.
İlk olarak gereksinim Osmanlı zamanında hissedilen ve kurulması için adımlar atılan ajans fikri yine Osmanlı zamanında Osmanlı Ajansı adı altında kuruldu. Kurulmasındaki yegane amaç Osmanlı Devleti'ne dışarıdan haber taşımak ve içerideki haberleri dışarıya iletmek, istihbarat toplamak olan ajansın "Osmanlı" ismi dışında yerli hiç bir yanı bulunmamaktaydı. Aynı zamanda ülkede faaliyet gösteren Havas, Reuter ve Wolf ajansları da yine yabancı kuruluşlardı ve ülkeye zararlı şekilde yayınlar yapmakta, kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmekte idiler.

O kadar dibek dedik, yolluk dedik, çıkrık dedik Yasdıgeç demedik. Bende ona Yasdıgeç denildiğini bilmiyordum. Köye hayatında bir kaç sene evveline kadar gitmemiş olan ben bile bilirim kendisini.( Yasdıgeç olarak değil tabi).Burada unutulan, hiç görmedigimiz, merak ettigimiz köylerde kullanılan herşey var.
Yasdıgeç nedir? Üzerinde yufka açılan tahta sehpaya yasdıgeç denir, en iyi arkadaşı oklavadır.(yastıgaç, yasgaç,yassıağaç, yast- ağaç, yaslı agaç ta denilir genellikle Ege, güney bölgesinde yuvarlak hamur tahtasının adı budur.(Heryere göre değişir Yozgat'ta ekmek tahtası denir)
bu y/amaca erince.
b/ak yüreğine,
dinle/n biraz,
soluklan.
d/al içine.
etraf s/ağır
bir ben, bir sen.

Amerikan ve İsrail büyük elçiliklerinin TRT gibi bir devlet kurumunu yönettiğini biliyormuydunuz?
Uzun süredir TRT de program yapan banu avar bir çok konuyu gün ışığına çıkartmış CIA ve Avrupa ülkelerinin türkiye ve diğer ülkeler üzerinde oynadıkları oyunları aydınlatan programlar yapmış iyi bir gazetecidir. Tanımayan arkadaşlar varsa lütfen video paylaşım sitelerinden Banu AVAR ın programlarını araştırsınlar inanın hayran kalacağınız bir zekaya ve araştırmacı gazeteci ruhuna sahip birisi.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu'nun eski çarşılarına uğrarsanız, kumaşçılar bölümünde ipekler, satenler, atlaslar, kadifeler arasından bir gökkuşağı gibi kendini gösterir kutnu. Ceketlerde, yemenilerde, feslerde, çantalarda, terliklerde, folklor giysilerinde kullanılan kutnunun tarihi bir değeri vardır.


İsyan ediyorum..
İstanbul dan sıkılmış, biraz da yorulmuş, bir kadın, kafasını dinlemek üzere, alıp başını bir adaya gidiyor.
Adanın dinginliğini yaşamak üzere, küçük yürüyüşlere başlıyor..Kimbilir ne problemleri var boyunu aşmış, belki şiir yazacak, belki aşkını kaybetmiş, belki ağlayacak, her yer ona dar gelmiş, atıvermiş kendini uygun bulduğu bir yere..
Ve onyedi yaşlarında bir inşaat işçisi tarafından, kuytu bir köşede sıkıştırılıp, tecavüze uğruyor..

Yatakta dönüp duruyordum, işe gitmek için kalkmama daha çok vardı, ama bir kere odaya giren huzursuzluk havası tüm oksijenimi tüketmiş, uykumu alıp götürmüştü. Hiç birşey değişmemişti 36 yaşındaydım, hala annesi babası kavga edince yüreği ağzına gelen o küçük kızdan ne farkım vardı? Sadece ne oluyor bunlara hala diyip, cık cıklıyordum, değişen tek şey buydu sanırım..

MARDİNİN TARİHİ KURTULUŞ ÖYKÜSÜ
Mardin, 1. Dünya Savaşı sırasında düşmanın çokluğu, askerinin ise az olmasından dolayı onları püskürtmek amaçlı bir plan yapmıştır. Bu plan öyle zekicedir ki düşman mardine girmeye bile teşebbüs edememiştir.
Bu stratejik oyun şöyledir;
Mardin şehrini savunmak amaçlı bir plan yapmak zorundadır. Bu planı stratejik bir oyun hâline getirmek ister. Soba borularını şehrin dört bir yanından samanlıkların arasından uzatmışlardır.