
Karıncaya verdim bir kez yürek yükümü, "Ne yaptı?" bilmem, belki tüketememiştir bile. Şimdiye mevsim çoktan döndü, bak, yine de yakın gibi durur o günkü güneş. Şu hafıza denen şey çok garip bir illet be! Ne iyi bir dost ne de esaslı bir kalleş!
Hayat geçiyor dostum. Hedef ne? Ne yöneydi aldığın kerteriz? Emin misin omuzdaşından? Sırtını dönebilir misin kardeşine? Yol soranda, var mı kimse, cevabını verecek? Hani karşılıksız, hani şu bildiğin bedelsiz türden olmalı o yanıt! Varsa öyle bir yanıt, sevinci tıpkı kese kağıdından şapka yapmanın sevinci gibi, yürek hafifliği gazeteden şeytan uçurtmasınınkine benzeyen türden ve özgürce salınan gökyüzünde? Ha dostum? Sıkılmadan açık seçik birşeyi isteyebileceğin bir dostun var mı çevrende? Cebindeki kuruşu bakmadan bilmeden para sananlarla dolu çevrende, kaldı mı o cep deliğinin farkında olan? Söyle!
Yok istemem artık, uzatma elini, çok yorgunum. Alırım seni de! Derin bir girdap benim şu an ağulanıp, göz göz tam ortasına odaklanmış olduğum. Seni de yakarım. Artık biliyorum, yok o cesaret, benle aynı acı suyu içmeye. Yine de kanatır bir fikir inceden içimde kendini: Gelir miydin ne pahasına olursa olsun o cehenneme ben ile?
Soğuktum ben bir zamanlar, çok zor koydum bir omza başımı. Bilemedim güvenin de bir sınırları varmış. Git git, meğer bir gün bitermiş o da, demek. Baktım da, uyandığımda rüyadan, eskiden olduğu yerde artık, o omuz da kalmamış.
Bir filize durdum ya dün? Bana doğru büyüdü hemen, bak hala büyümekte… Korkuyorum dostum, verdiğim su, şefkat, yüzümün ona doğru ışıması da, ya birgün sona ererse?
Çok kirliyim, çok fakirim, hergün aldığım verdiğim bir, hani nerede fikrime ektiğim? Nerede katma değer ettiğim? Nedir bir çığırsam evrenin öte ucuna ulaşan? "Şu yüküme hele bir el at!" diyen kadar, duyan var mı o çığlığı, yol üstünde hele ki umursayan?
Çok bedbinim, biliyorum. Gözlerimdeki sözlerim dikenli. Bakma, yaralanırsın, utanırsın! Bugün o gün değil. Sakın dokunma sözlerinle sakın!
Yok, sevemiyorum artık ben bu yeryüzünü. Nerede bastığım killi toprak? Hani yağmur, hani altında uyuyakaldığım ağaç? Çocukluğumun o eşsiz "Ben bilmem" toyluğu? Yeşil erik kadar kütür kütür bir insanlık? Bir mertlik, bir yoldaşlık?
Bırak yahu bırak gidiyorum ben, bir çığlık ki seni bile duyasım yok artık…
ahh be pilli patii ahh ne yaptın sen böyle...
çok kirliyim, çok fakirim; çok hemde çokum işte, gün be gün azalacaktı hani hüznüm, çocukluktan kalan sevincim nerde, tükettiler mi onuda, hani çılgınca sevinmem, kendi kahkahasına yabancı olur mu insan, olur bee hemde nasıl olur....
öyle bir dokundun ki...
bolca tang içildikten sonra yazılmış bir yazı.
müthiş.
insani olarak etkisiz tepkisiz ve tepkisiz kalmayı imkansızlaştıran cümleler var.
duygusal kimliğin tavan yaptığı bir durum.
ve şu cümle :Bir filize durdum ya dün? Bana doğru büyüdü hemen, bak hala büyümekte…
yine de sev yeryüzünü ve bizleri. sık sık bir filize doğru dur. bak ne meyveler verecek sana.
gitme hiç bir şeyden.
cümlelerin çok güzel.
ele güne haber salınsın. herkes bu cümlelerden bir parça kendine saklasın.
Sen yine de gitme,kal olur mu PİLLİPATİ?
veda yazısı değil @nicox, ama zor zamanlar geçiriyorum! derdi tasası bana, meyvesi size kalsın istedim...
Derdine derman olmaya geldim Patim. Anlat derdini ki care olalim. Biliyorsun zaman zaman kavgalarimiz da olsa biz bir aileyiz burda...
Git Pilli Pati, yüreğinin götürdüğü yere git..
Oradaki seni seveceksin..Sevmezsen döneceksin..
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.