Bu biraz da Demir Demirkan'ın Rüya'sına benziyor ama benimkisinde zenginlik, aşk vs gibi unsurlar tamam görünmüyor. O bakımdan da sadece benziyor.
İnsanların genel olarak içlerini görebilmeniz için, resimdeki gibi biraz daha odalarına yani daha özellerine girmeniz lazım. Bunu elbette kapıyı kırarak yapmak pek hoş olmaz. Bunun "göründüğün gibi olmak/olduğun gibi görünmek" felsefesiyle bir ilgisi var mıdır, bilemiyorum. Ama insanların pek çoğu da böyle gibi.
Geçen senelerde, hazırlık sınıfında tanıştığım biriyle karşılaştım. O araştırma görevlisi olmak için hazırlık okumuştu yanılmıyorsam. Başka bir fakültede olduğundan pek görüşmüyorduk. Biraz muhabbetten sonra derslerin limoniliği, can sıkıcı uzatmalar gibi dertlerden bahsettikten sonra, bana araştırma görevlileriyle de bol bol muhabbet etmem gerektiğini zira onların da insan olduğunu hatırlattı. Lisans öğrencisi olarak, araştırma görevlilerinin bakış açılarından uzak olmam aslında gayet doğaldı. Özellikle de araştırma görevlisi adı verilenler "hoca" makamında değiller mi? O zaman biraz uzak olmamız da doğal gibi sanki.
Yok yok, ben artık bu asosyallikten ve melankoliden kurtulmalıyım.
Son paragrafın konuyla alakasını kuramadım. Ben yüksek lisans yaparken, tek konuşabildiğim araştırma görevlileriydi. Çünkü öğrenciler bana göre çok küçüktü, proflar büyüktü. Mecburen onlarla dialog kuruyordum. Yalnız akşama kadar okulu çekiştiriyorlardı, offf offf kabus gibiydi. Ben tezi konuşmak istiyorum, adamın umrunda değil. Şu hoca bana şöyle davrandı, şu hoca şöyle dedi.
Benden daha asosyal yoktur. Hayır, bilgisayara sarılı vaziyette öleceğimden korkuyorum:)
Bu konuda bir film vardı "Deney"diye işte burda orda her yerde hasıl olan insan - içi dışı bulunduğu yere göre şekil alan adaptif insanoğlu ve pek az erdemli insanın bitmek bilmeyen çilesi...
nevdalist: haklısın, sabah aklımdan geçenleri hızlı yazmışım, cümleler birbiriyle tam kesişmemiş.
Demek istediğim, dışardan baktıklarında süper bir insan tasvir ediyorlar benim için mesela. Hatta biraz daha tanıyınca, "oo maşallah tu tu tu" muhabbetleri oluyor nerdeyse. Halbuki ben bölümdeki araştırma görevlileriyle, bu kadar sene sonra bile yeterince muhabbet edebilecek kadar kendimi aşamamışım. Nerde gidip soru sormak, danışmak felan. Benim dertlerime çare olarak, o arkadaş bana bunu tavsiye ediyor. Dersi beceremiyorsan, anlamıyorsan git sor diyor, hatta muhabbet et, dertlerini dinle falan diyor. Sonuçta onlar da insan... İşte bu arkadaş, onların da resimdeki gibi sahte bir plazma tivileri vardır elbet demek istiyor... gibi bir şeyler demeye çalıştım.
Noksanlarımdan ötürü affınıza sığınıyorum. Yazıyı okuma zahmetine katlanan herkese ayrıca teşekkürler.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.