
Çay neredeyse tüm dünyada kabul görmüş bir içecek. Fakat her kültür bu içeceği kendine göre yorumlamış, farklı bağlamlarda, farklı işlevlerde ve farklı simgesel anlamlarla kullanıyor.
Çayın tarihçesine şöyle bir bakacak olursak; Çinliler tarafından yaklaşık 5000 yıl önce keşfedildi, fakat önceleri sadece ilaç amaçlı ve ritüellerde kullanıldı. 6. yüzyılda Çinlilerden çayı alan Japonlar, önce dini ritüellerine daha sonra zaten törensel olan yemek geleneklerine dahil ettiler. Çay Taoizm’de de önemli bir yere sahip.
Çayın Orta Doğu ve Avrupa’ya gelişi kahveden daha geç olmuştur. 17. ve 19. yylarda Coğrafi keşiflerle Avrupa’ya tanıtılan çay, Hindistan'ı sömürgesi haline getiren İngiltere tarafından özellikle benimsendi. İngiltere’de ilk olarak 1657 yılında halka tanıtıldığı söyleniyor (Hindistan'ı sömürmeye giden bir milletin oradan bu kadar etkilenmesi ilginç değil mi sizce?).
Avrupa’da çay yetişmesine uygun iklim bulunmadığı için Avrupalılar ithalatçı durumda kaldılar. İran ve Gürcistan kendi çaylarını yetiştirmeye başladılar. Bu çay, Uzakdoğu'da yetişen çay kadar güçlü olmadığı için, en fazla tadı alabilmek için demleme yöntemi gelişti.
Türkiye ve Çay
Yetiştirmek için Bursa çevresindeki denemeler başarısız olunca, 1924’te Karadeniz Bölgesi'nde başarıyla üretime başlanıyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında kahve ithal edilemediği için çayın popülerleştiği ve bugün bu sayede bu kadar yaygın olduğu söyleniyor.
Çay artık günlük hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Güne onunla başlıyor, gün boyunca onu tüketiyor, hatta günü onunla bitiriyoruz desek abartmış olmayız.
Çay iş hayatında da sıklıkla kullanılıyor. Bütün gün durmadan çay içiliyor. Çay içilmezse insanın kafası yerine gelmez şeklinde bir düşünce de mevcut. Devamlı çay içilmesini yasaklayan iş yerleri ülkemizde tutunamamışlar(Tezcan, 2000). İşten sonra yorgunluk giderici olarak da kullanılıyor.
Kültürümüzde semaver ve çaydanlıklarda pişirilen çay, ince belli bardaklarda içiliyor. Hatta ince bellide içilmezse tadının alınmayacağını düşünenler de var. Stephan Reimertz de çayın tadının aslında saman gibi olduğunu, ama insanın sosyal ortamda öğrendiği bu içeceğin tadına -kafeinin de etkisiyle- alıştığını söylüyor.
İngiltere'nin sömürgesi sayesinde bugün sofralarımızda yer bulan çayı her kesimden herkes afiyetle içiyor. Demek ki sömürgenin de böyle güzel sonuçları olabilirmiş diyoruz. Öyleyse, afiyet olsun!
İlgilenenlere tavsiye iki kitap:
Tezcan, Mahmut (2000). Türk Yemek Antropolojisi Yazıları. Ankara: HAGEM Yayınları.
Reimertz, Stephan(1998). Çayın Kültür Tarihi. Ankara: Dost Kitabevi.
Çaysız bir hayat,meyvesiz bir ağaca benzer...Yaşarsın,filizlenir,yeşillenirsin de bir halta yaramaz...Çay çince bir kelime olup çinlilerin bulmasına şaşmamak gerek...Her şeyi onlar bulmuyor mu zaten...
Çayın nerede, ne zaman içildiği de çok önemlidir.
Sabahın erken saatlerinde sahile karşı, ya da, boğazda bir yalının rıhtımında ayaklarını suya daldırarak (bu biraz uçuk oldu), ya da, pilli bürosunun balkonunda boğaza karşı,
of of off...
stefın kardeşe " çayına yarım kesme şeker atmasını" tavsiye ediciim nacizane..bir de bu çay denen şey yüzünden sigara denen şeyi bırakamıyorum..böyle de güzel bi bahanem var yani..
s12, sigara hiçbir şeyin bahanesi olamaz! :D lütfen dünya güzeli çayı kötü emellerine alet etme :)
yaf kendime "dirayetsiz öküz" mü diyeyim yani absy?? bişeye suç atmazsam çöker gider system..bi de canım yarım saattir nasıl çay çekiyo , biri getirse diye bakınıyorum ama yok gelen giden....
evet, çayı o ince belli bardaklarda içmek gibisi yok. sanki tadı değişiyor, daha lezzetli oluyor. ve demleme çay olmalı, poşet çaylar çok zavallı bir uygulama bence.
her içeceğin ruhunu taşıyan bir beden vardır. çayın ruhunu da bu topraklarda ince belli bardak kalıpta tutar. zerafetiyle.
türk kahvesinin yerinin 3ü bir arada kültürü fincanı tarihi bir kültürel değer olarak raflara kaldırmayı başarmak üzere.
yinede çay, çay fincanında daha güzeldir. mutlaka boğaza karşı içilmedilir. ve mümkünse gemi geçerken yudumlamak daha bir tad verir.
kültür evriminde güçlü olan ayakta kalır, güçsüz olan elbette elenir. ama bizim geleneklerimizin altyapısı ve bünyesi güçlü olduğu için sandığın kadar kolay malup olmaz bence. 3ü bir arada da kendine yeni bir yer edinir en fazla. türk kahvesi yada türk çayı yok olmaz. hamburger karşısında döner ve kebap ın mağlup olmadığı, kendini fastfood kültürüne adapte ettiği gibi.
türk kahvesi, döner veya kebap gibi değil.
ayrı bir anlamı vardır türk kahvesinin.
farklı bir kültürdür.
bence kalmadı bu kültür.
bu arada çay fincanda güzeldir. ısrarla.
elbette ki farklıdır, ama hepsi kadim kökeni olan kültürel öğelerdir, lezzetlerdir. dolayısıyla popüler kültürün harcayabileceği değerler değildir.
thing, siz ingiltere'de mi yaşıyorsunuz acaba ki çayı ısrarla fincanda içmeyi yeğliyorsunuz ve popüler kültür içinde yok olacağını düşünüyorsunuz?
@Thing, şu an sabah çayımı pc başında içiyorum.. ama ince belli çay bardağında. fincanda çay içmekten keyif almayan birisiyim..bana göre fincan çayın demlenmiş o güzel renginden bile insanları mahrum ediyor... onun için bardakkkk....
altına koyduğumuz platformda o kırmızı şeritler olmadımı ben konsantre olamıyorum. Resmen çayın tadını etkiliyor :)
Ülkemizde "kaçak" tabir edilen çayların ve özellikle İngiltere ve Hindistan'dan gelen ithal çayların tadını aldıktan sonra "bizim çaylarımız" açıkçası pek tat vermiyor.
Çaykur'un topladığı çayların yüksek kaliteli olanlarını ihraç ettiği, kötüsünü senelerdir bize kakaladığı söylenir. Doğru mudur bilmem ancak genel bakarsak en kötü çayları bizim içtiğimizi rahatlıkla söyleyebilirim.
Ne var ki çayımız kalitesiz de olsa, o çayı demlemeyi, başka unsurlarla kombine etmeyi en güzel biz becermişiz. Asya'da çayı tuz, süt ve içyağı ile yaptıklarını duyduğumda içim kalkmıştı. İngilizler'in süt ile demlemesi biraz garipsenecek olsa da, kendilerinin damak zevkinin ne kadar harikulade olduğu bilinir(!).
Sabahleyin ince belli bardakta çayın taze simit ve küçük bir parça peynirle acele getirilmeden ne kadar muazzam hale geldiğini sanırım çayı tanıyan 7 milyarlık dünya nüfusundan ancak 70 milyonu idrak edebilmiş.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.