

Big Bang’e duyduğum merak zaten hat safhada iken CERN deneyi ile daha da arttı. Tabi bu olayın sırlarına erişmek için ya zamanda yolculuk yapmak gerekiyor ya da ilahi bir kuvvete erişmek gerekiyor. Peki ya zamanda yolculuk mümkün olabilir mi? Teoride mümkün mü? Mümkün olsa ortaya çıkabilecek durumlar neler olabilir?

Bilim dünyası zamanda yolculuk konusuna biraz temkinli yaklaşıyor. Ama yolculuğun mümkünlüğünü hiç de reddetmiyor ve bunun için sorular soruyor. Konuyla ilgili soruları ciddi şekilde ilk yanıtlayan pek de garip olmayan şekilde Einstein’ın Görecelik Teoremi. Einstein bu teoreminde hiçbir cismin ışık hızını geçemeyeceğini ve bu sebeple zamanda yolculuğun mümkün olmadığını belirtiyor. Bu noktada ‘ışık hızı’ önemli bir yer tutar.

Konuya bir de ‘kara delik’ler açısından yaklaşanlar var. Kara delikler uzayda yer alan, her şeyi yutan, şiddetli kütle çekimi olan gerçekliklerdir. Kara deliklerin zamanı ve görüntüleri yuttuğu da iddia edilmektedir. Bilim adamları eğer kara deliğin kütle çekimine dayanabilecek bir madde var olsaydı zamanda geriye gidişin olabileceğini söylemektedirler.


Bilimkurgu yazarlarının ürettiği hikayelere baktığımızda bu fikirler aslında pek de mantıksız gelmiyor. Ama biraz daha bilimsel düşünmeye çalıştığımızda ortaya paradoks üstüne paradoks çıkıyor.
Zamanda Yolculuk konusunda daha önce bir dergide yazdığım bir yazı nedeniyle fikirlerini aldığım ülkemizdeki bilimkurgu yazarlarından Emin Arı’nın da bu konudaki fikirlerine yer vermek istiyorum.


“Çok uzak bir gelecekte, tıpkı bizim maymunla aynı kökten gelmemiz gibi, atası insan olan farklı türlerin ortaya çıkacağını düşünüyorum. Yaşamak için mekan değiştirmek, mesela uzaya gitmek mümkün olabilir. Bu elbette düz bir çizgide olmayacak, insanlık en azından bir tane büyük yıkımla karşı karşıya kalacak. Mekan değiştirince de insanoğlu yaşadığı yere bağlı olarak bazı değişmler gerçekleştirecek. Mesela yerçekiminin dünyadakinden daha az olduğu bir gezegende beş metre boyunda ince kemikli insanlar ortaya çıkacak. Geçmişte ise ilgimi çeken tek an evrenin oluşum anı. Orada olup izlemek isterdim fakat bu imkânsız, evren daha yokken siz nerede olacaksınız?”

Bilim henüz teoride dahi kanıtlamasa da insanoğlu inanmaya devam edecek. Çünkü hep düşlerimizin peşinden koşuyoruz. Zamanda yolculuk bize düş imkanı sağladığı gibi yazarla da çok yaratıcı malzemeler veriyor. Bu noktada diyebiliriz ki bu konu bizim vazgeçilmez ütopyalarımızdan biri.
eline sağlık ne güzel yazı olmuş..ucandaire.org'da da görmek isteriz sizi, eh madem bilim kurguya merakınız var:)
tebrikler, gayet doyurucu bir blog...
emin arı'nın açıklamaları bir nebze doğru. ancak, bilim gözlüğü ile bakıldığın da bu düşünceler gerçek olabilir.
kendi oluşumunu çözemeyen ve bu konuda yapılan bütün çalışmların boş çıkması ise başka bir bakış.
asıl soru şu; neden bu kadar merak ediyoruz. kendi genlerimizle oynamayı neden bu kadar seviyoruz ?
geçmişi görmeyi bir takım şeyleri değiştirmek için mi, yoksa gerçekten merak ettiğimi için mi istiyoruz?
ve tüm çalışmalara din ne diyor?
ve tabiki deterministik hangi yasalara tabidir onu anlayamadım.
durun bakalım, önce kendi toprağınızı yaratın demiş tanrı...
zamanın bir algıdan ibaret olduğunu düşünmüyorum, zamanı algılayışta bir farklılık ve çeşitlilik olduğu kanıtındayım... görelilik... varlığın var oluş sürecine yani başlangıcı ile bitişi arasındaki tüm toplam var oluşlarına zaman ismini veriyorsak, bu var oluş boncuklarını seri sayıyoruz demektir... bir gün bir makine bizim için bu boncukları üçer beşer ve hem de paralel sayar hale gelir... çünkü insan akıllıdır, yaratıcıdır...
derim ;)
merak ettiğimizin adı zamanda yolculuk olsada aslında bizim tek amacımız olayları tekrar yaşamak isteyişimiz. Geleceğe gitmek geçmişe gitmekten daha ütopik diyebilirim.
Zaten her an geçmişi görüyoruz (geçmişe gittiğimizi görmeden anlayabilemeyeceğimiz için görüyoruz=yaşıyoruz) ışık maddelerden yansıyarak gözlerimizi tarafından alınıp beyne iletiliyor ve görüyoruz. Bunun için belli bir süre geçiyor. O zaman şuan için istediğimiz şey bu sureyi uzatıp biraz daha geçmişe gitmek o zaman tek yol ışığı yavaşlatmak değil midir. Peki bu mümkün müdür? Mümkünlüğü konusunda çok fazla spekülasyon var hatta belgeseller çekilmiş bakın biz yavaşlattık demişler ama ışığın ortamlardaki hız değişimlerinden faydalanarak bir yanılgıya düşmüşler ya da bilerek yapmışlar.
Karada bulunan insanlar anı suda bulunan insanlardan daha çabuk görürler. Yani karadakiler gelecekte sudakiler geçmişteler! Çok küçük süreler olmasının bir önemi yok, algılama süresinde bir fark var mı evet saniyede yaklaşık 50.000 km kadar bir fark.
farkın neden oluştuğunu açıklamak gerekirse ışığın suda ve havadaki hızları farklıdır. Arada yaklaşık değer olarak 50.000 km fark vardır.
Yazının beğenilmesine sevindim. Ucandaire.Org'a da arada uğruyorum ama gönlümün asıl sahibi hafif'tir:)
Ben de Emin Arı gibi zamanın sadece bir kavram olduğuna ve zamanda yolculuğun imkansız olduğuna inanıyorum. Ama iş öyküleştirmeye gelince zamanda yolculuk inanılmaz bir mücevher bizim için.
Konu hakında türünün en can alıcı örneklerini veren Robert A. Heinlein'in bir öyküsü var: "All You Zombies". Fırsat bulabilirsem bunun hakkında bir yazı hazırlamayı da düşünüyorum. İlginizi çekecektir.
Culture Orange'ın ışık ve zaman teorisi mantıklı geldi. aslında gökyüzüne baktığımızda da milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki bir gezegeni görüyoruz. Eğer ki sadece o ışığı değil de (varsa) gezegenin içindeki yaşamı da görüyor olsaydık aslında oradaki canlıların milyonlarca ışık yılı önceki hallerini görüyor oluruz.
bu teorilerden yola cıkarak şu teoriyi de oluşturabiliriz:
uzayda ışık hızından daha hızlı bir hızla dünyamızdan belli bir mesafe uzaklaşsak, dünyanın o zamanki, yani mesela 100 ışıkyılı önceki zamanını görürüz. buda teorik olarak geçmişe yolculuk olmaz ama dünyanın kayıtlanmamış zamanlarını görmemizi sağlar.
yazıyazan ve yazının içinde örnek olarak verilen yazarın düşüncelerini okuyunca aklıma nedense şu soru geldi. madem her iki yazarda geçmiş veya geleceğe yolculuk konusundaki fikirleri -ki zaten açıkça her iki yazarda beyan ediyor - inanmıyorlar. fakat görüyorumki böyle bir var olmayan kaynak üzerinden yazı yazmak çok ilginç geliyor. kimse yanlış anlamasın ama inanmadığım bir konu üzerinden nemalanmak bana biraz saçma geldi.
Olayı, gitmek ve görmek ayrıca geçmiş ve gelecek olarak ikişer açıdan ele almak lazımdır.
Neden böyle düşünüyorum?
Olmuş olan bir şeyi değiştirmek mümkün değildir. Önermesinden dolayı. Peki bunun isbatı nedir?
"Olmuş olan bir olayı değiştirmek" eğer mümkün olsaydı ve değiştirilseydi, "olmuş olan bir olayı değiştirmek" fiilini icra edebilmek için sebep kalmazdı. O zaman ise "değiştirme" işi hiç olmamış olurdu. Değiştirme işi olmamış ise de, geçmişteki olay değiştirilmemiş olurdu.
Matematiksel ifade edelim
A: Geçmişte olan ve değiştirilmesi talep edilen olay.
B: A olayını değiştirmek için Zamanda geriye gitme olayı.
1- Eğer B olayı varsa, A olayı A2 şeklinde değişmiş olacaktır.
2- Ve eğer A olayı yerine A2 olayı varsa olmuşsa, B olayı var olmayacaktır.
3- B olayı var değil ise de A olayı olacağı değişmemiş demektir.
4- O halde eğer A olayı varsa, B olayının olması mümkün değildir. Yani geçmişte yaşanan bir olayı değiştirmek mümkün değildir.
Veya,
Değiştirilme işlemi yapılan tüm olaylar gelecek bir zamandan değiştirilmiştir. Bu halde artık değiştirilecek hiç bir şey kalmamıştır.
Olan bütün olaylar, başka türlü olamacağı için o şekilde olmuştur.
Demek istediğim, geçmişi değiştirmek, geleceği değiştirmeyi de içine alan, yani kaderi tayin etmek manasına gelen ilahi bir güçtür. Hayalinden gayrisi mümkün değildir.
Ancak geçmişi görmek, ya da geleceğe gitmek böyle değildir. Bir değişiklik söz konusu olmaz. Paradoks ortaya çıkmaz.
Zaman içinde zaman ortaya çıkarmak, daha doğrusu size uzun süreler gelen bir kesitte başkalarının sadece kısa bir an yaşamış olması ise mümkündür.
Keza size çok kısa bir zaman gelen bir anda tüm dünya yıllar da geçirmiş olabilir.
Bilimsel olarak yaklaşırsak, görelilik teorisi bunu doğrular.
Dini açıdan yaklaşırsak ise misaller;
1- eshabı kehf olayı : birilerine kısa bir zaman gibi gelen sürenin, dünyada çok uzun yaşanması (bir nevi geleceğe yolculuk)
2- mirac olayı : birisine çok uzun gibi gelen zaman diliminin dünyada çok az zamana eşit olması
link de vermek isterdim ama siz bulursunuz bilirim.
neden değiştiremiyorum bulamadım ama önceki yorumda şu şekilde bir tashih olacak;
Geçmişe gitmek; mümkün
yerine
Geçmişe gitmek; mümkün değil
geçmişe dönsem neleri değiştirirdim diye düşündüm.
peki geçmişi değiştirirsem bugünü nasıl yaşarım.
gelecek mi geçmiş mi.
karıştı kafam.
Birde geçmişimizi değiştirsek bile şu anki yaşantımızın nasıl olacağı hiç belli değil
size bu konuyla ilgili The Butterfly Effect (2004) filmini tavsiye ederim.
o filmi seyrettikten sonra "keşke geriye gidip şu olayı değiştirebilseydim" demeyi bıraktım.
evet o film, insana olanları kabullenme yeteneği kazandırmış modern bir filmdir...anlatımı çok çarpıcıydı, tam bir etki bırakıyor yani
zamanda oraya buraya atlama sonra onu kırma: paralel evrenler yaratma yada tek bir zamanda anların sıralanışını değişirme olayının ne derece anlamlı olabileceğini düşünüyorum. geleceğe gitmek: bir turist, bir gelecek ve bir yolculuk varsa orada, o turistin ayrıldığı zamanda yaşayanlarca kurulmuş bir dünyanın olması gerekli. yani o yolculuğa durumu olmayanların kurduğu gelecek. cryogenic'in gerçekleştiremeyeceği bir şey değil. ikizler paradoksu olayı da olabilir. bu kadar kırılgan olmayaydık... tabii genetiğin gelecekte ne getireceği belli değil belki de bir gün gelir dondurulup çözülüdükten sonra yaşamaya devam edebilecek bir bedene sahip oluruz. ve zamanda gerçek anlamda bir ileri atlayışın da, bilinen fiziğe ve dünyaya bağımlı atlayıştan pek bir farkı olmadığı da kolayca görülüyor.
zamanın kırılması geçmişin mevhumu. geleceği, anlardaki kırılışlar oluşurduğu için...
geçmişe gitmek: geçmiş insan aklında tarihten ibaret. olaylar zinciri, neden sonuçlar ve devasa bağlantılar. hitlerin ölümü... peki ya o savaşta, kafalardaki değerlerle savaşı doğuran insani sebepler? hitleri doğuran sebepler. gerçekten hitleri öldürürseniz mutlaka bir Sutler doğuracaksınızdır.
bir de aklıma gelen, zamanın tek ve akan olup olmadığı. ben o sözü eisntein söyledi biliordum meğer hawking miş. geçmişe yolculuk mümkün olsaydı mutlaka biriyle karşılaşırdık. o bize yol gösterir ayını aleti herhangi bir tarihte inşa edebilirdik. dünya nüfusu belirsiz bir marjinal nicelik arz ederdi. aynen şu an olarak bildiğimiz şey gibi.
zamanda yolculuk yapabilen bir turisti düşünüyorum. hangi filmde bu adam kendi biyolojik varlığını yaptığı yolculuktan etkilendiriyor? 40 yaşında bir adam 55 yıl geriye gittiğinde gene kendisi olarak beliriyor beyaz perdede. demek ki bu adam yaşlanmakta. yani bir gün ölecek. nasıl bir dünyada ölecek peki. zamansız ve mekani bir bulamaç içinde. bu biraz sonsuz yaşamın şu argumanına benzer. "çok mutsuzum, tüm sevdiklerimin ölümünü gördüm ve görmeye devam edeceğim" ucu tanrının sevgisiz statik suskunluğuna varacak bir yol bu.
hasılı zaman yolculuğu ve zamanı kırmak tanrı olma tanrıyı oynama isteğimizin bir ürünü. herkes tanrı olmak ister o yüzden bu konu çok satar. nasıl mı tanrı olacaksınız:
benim bildiğim ben'in yaratıcısı tanrı bunu zamanda bir kırılma yaparak yaptı. big bang. tek bir darbeyle. ne ise ne. şimdi bir insan ben ben olmadan önce zamanı kırdıysa, bu olay benim varlığıma sıçrar. benim varlığımın nedeni o insan olmuş olur. ve bu kırılmayı ben kuvvetle ihimal farkedemem. aynı bigbangin motifini kavrayamayacağım gibi. bu anlamda her kırılış bir evren yaratıyorsa, ve geçmişe yolculuk gerçekleşmiş ise, ben bunun farkına varamam. onlardan biriyle karşılaşamam. ben asla ve kat'a tanrıyla konuşamam.
yazıda bigbang in öncesine zaman yolculu denmiş. bence tersi de tuhaf. geleceğe gidiyoruz ve bir bakmışız yok olmuşuz. turistimiz dünya denen bir yıkıntının harabeleri arasında geziniyor. dumanlar tütüyor. sonrası... geçmişten bir havva daha... göklerden bir yüce ses 'yiğişin! sevişin! çoğalın çocuklarım!" sonra zaman yolculuğu yapabildiğini unutan insanoğlu ve tekrar şimdiye dönüş. olamaz mı? olmamış olamaz mı?
hasılın hasılı zamanda yolculuk anlamsızdır. ister diskürsif düşünün ister intuitif. sonuç insani değerlerde, ahlak felsefesinin konuları arasında anlamını yitirecektir. zamanda zıplaşmak zamanı durdurabilmeyi de getirmeli ayrıca. şimdiki zamanda geçirilecek bir tatil. şu anın sırrına ermek... daha şu orda burda alışkanlıkla önemsiz kedilerin karşı binanın terasına konmuş güvercinlere dua ediyormuşcasına kekekeke sesler çıkardıklarının nedeninden yoksunuz biz. şu an kesin bir kaç japon bilimadamı bu konu üzerinde uykusuz bir arayış içindedir.
Işık teorisi mantıklı değil. Körler mesela.
Bir nefeste okudum! Gerçekten mükemmel bir yazı olmuş...
Peki ya ileride zamanda yolculuk gerçekten mümkün olursa ve gelecekten gelmiş kişiler aramızda yaşayıp bizi izliyorlar ve içlerinden gülüyorlarsa?”
Yukarıdaki bölüm içimi ürpertti :)
benjoker senin sonun yakındır :)
amacın kahraman olmaksa, bunu konu ile alakasız resimler koyarak başaramazsın,hani uyarmadınız beni oysa ben kahraman böyle olunur sanıyordum deme...
Bence bu imkansız bir şey yani bi geçmiş yok ki gelecek olsun burda bi geçmiş yok taki kastım şu yani hep aynı yatkata uyanıyorum ve hep aynı yerdeyim bu şehir aynı bu memeleket aynı sadece insanlar değişiyor ölüyorlar ve doğuyorlar şöyle demek daha doğru olur gelecekte insanlar olacak ama ben olmayacağım ve açıkçası geçmişe dönmek istermiydim diye kendime soruyorumda bi nedenim yok hayatım benim aldığım sonuçlardan ötürü bu noktaya geldi şimdi geçmişe gidip ne yapacaksın ki dünya savaşalrınımı engelleyeceksin ya da başka bir şey??? Size bir fıkra anlatayım:
"Adamın biri medyuam gitmiş medyum adama demişki "Bir seçim yapacaksın ve bir sürü insan senin yüzünden ölecek" adam şaşırmış bir şey diyememiş çıkmış gitmiş tren raylarının üstünde bir çocuk görmüş ve tren hızlıca geliyormuş adam koşmuş çocuğu kurtarmış ve medyumun saçmaladığını zırvaldağını düşünmüş hayat kurtardım işte demiş kendince mutlu olmuş ve çocuğa adını sormuş çocukta adama cevap vermiş
Adolf HİTLER"
Yani demek istediğim şu bir şeyler yapabiliriz ama sonucun ne olacağına biz karar veremyiz ben geçmişe gitmenin hiç olmayacağına inanıyorum ki olsada ( olmayacak bir şey ) zaten bunu A.B.D yapar yada başak bir devlet o zamanda egoları belli zaten Dünyayı ele geçirmek ben böyle mutluyum Alalh buna izin vermez geleceğe mi gitmek istiyorsunuz saatlerinizi ileriye alın :):):)
geçmişe gitmek isteyenler, anılarınıza bakın...
geleceğe gitmek isteyenler, ruyalarınıza bakın...
(bilimsel değil, dinidir.)
benjoker DİYOR Kİ, (27 Eylül 2008 03:16)
sonunu düşünen kahraman olamaz culture orange. tıssss....
zararınayım...
Her cümlenin sonuna konan bu "tıssss" nedir?
Kendi kendime yorum yapınca sakat düşünceler çıkıyor ortaya..Sahibine sorayım dedim..
Benim varsayımım ise; gelecek henüz yok.
Şöyle ki ben şuanki zamandan bir hafta sonrasına gidebilmiş olsam, hiç bir şey ile karşılaşamam. Bir ihtimal statik diyebileceğim dünya, ağaçlar, kayalar, dağlar vb maddeler görülebilir. İnsanları ise göremeyebilirim çünkü onlar benim olduğum zamanda olamazlar.
Kişiye özel zaman bence yoktur. Ki zaman da yoktur. Denildiği gibi bir kavramdır. Ve bu kavram herkes için aynıdır. Yanılsamalar olabilir, kişiye göre kısa veya uzun gelebilir. Ama nitekim kavram aynıdır.
Yani zamanı değiştirebilmek mümkün olsaydı. İleri yada geri. Herşeyin zamanı değişirdi. Sadece bir kişinin/şeyin değil diye düşünüyorum.
Belki de saçmalıyorum =)
Olmayanın ismi de yoktur. Gelecek yoksa gelecek kelimesi de olmaz.Tanrı , devr-i daim makinası, Aslan yürekli rişar, kırmızı başlıklı kız.
Hayal edebiliyorsam vardır. Evet dünyadan büyük yılan mesela. Var çünkü canlandırabiliyorum gözümde.
Demişti bir arkadaş.
Garipsedim ama benimsedim.
8 boyutlu madde?
Uzayda yer kaplayan ve hacmi olan her cism....
sörsi ben o tıssss sesini santorini belediye başkanı sayın Angelos Roussos un odasında otururken duymuştum. santoriniye manita yapmaya gelipte, afedersin dötü kaybedenler için ,ada sakinleri birbirlerine tıssss diyerek olayı kodlamışlar.
sanırsam yanılmıyorum..
Müellif konuyu basitleştireceğim diye ilkokul seviyesinde ele almasa imiş de, ihtivanın sığlığı sebebiyle yazıyı kurtaramaz imiş. Sonuç itibariyle bir ortaokul talebesinin okuması gereken kitapları okumuş olması ve bunlar hakkında kelam edebilmesi güzel, eline sağlık beyoğlum (:
Onnupro sana katılmamak için kendimi zor tutuyorum..Bir de yazmak başkadır..Tıss derken ki yüz analizi sonuçlarını odama gönderir misin??
zamanda yolculuk konusunda paralel evrenler teorisini de unutmamak lazım. yani ben geleceğe gidip sayisalin sonucunu öğrensem ve geri dönüp aynı sayılara oynasam bile sayısal bana çıkmayabilir.
LeSorcier DİYOR Kİ, (29 Eylül 2008 22:39)
benjoker DİYOR Kİ, (27 Eylül 2008 03:16)
sonunu düşünen kahraman olamaz culture orange. tıssss....
zararınayım...
Her cümlenin sonuna konan bu "tıssss" nedir?
Kendi kendime yorum yapınca sakat düşünceler çıkıyor ortaya..Sahibine sorayım dedim..
Ağızdan öpmeli film miymiş?
gülmeyle, tiksinme arası bir şey temam mı?
fevkulbeser DİYOR Kİ, (30 Eylül 2008 12:36)
Müellif konuyu basitleştireceğim diye ilkokul seviyesinde ele almasa imiş de, ihtivanın sığlığı sebebiyle yazıyı kurtaramaz imiş. Sonuç itibariyle bir ortaokul talebesinin okuması gereken kitapları okumuş olması ve bunlar hakkında kelam edebilmesi güzel, eline sağlık beyoğlum (:
İdrak edemeyenin susması gerekir. Spinoza
göccük yaşına rağmen insanlara beyoğlum-hanım kızım arası yaklaşımlar neka tuhaf kaçayor öyle. vıy anam vıyyy...
zamanda yolculuk yaparak geri gitmek mümkün olsaydı, mutlaka tarih kitaplarında "elinde katlanıp açılan tuhaf plastik tablaya parmaklarıyla vurarak tahtanın üzerindeki desenleri değiiştirebilen sihirbazlar vardı." diye geçerdi.
geçiyo mu? geçmiyo.
pillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.